Şeytanlar, ejderhalar, yer altı canavarları, dehlizler, karanlık ortamlar, cehennem, uzay, dünya ile alakası olmayan uçsuz bucaksız diyarlar. Bu kelimeler geçen bir oyun ne tür bir oyundur? Araba yarışı değildir herhalde. Tabi ki RPG oyunudur. Genelde bu tür oyunlarda hep aynı tarz konular ve mekanlar işlenir. Aralarındaki yarışma ise, kimin bu mekanları en güzel işlediği ve heyecan limitini aştığıdır. Şu anda bahsedeceğim oyun ise tamamen bunların dışında, karakter ve mekan olarak farklı bir çizgide olan bir oyun.

Kahramanlarımız vikingler. Zaten Valhalla, aynen nirvana gibi, vikinglerin öldükleri zaman huzura kavuştukları yer olarak biliniyor. Burada amacımız öldükten sonra huzura kavuşmak değil. Şahsen ben öldüğümde hep ana menüye veya load ekranına kavuştum. Oyun, vikinglerden bahsediyor. Konu olarak ise diğer kardeşleriyle alakası yok. Bir kere, bizim dünyamızda geçiyor. Kiev, İstanbul falan gibi mekanlarda geçiyor. Düşmanlarımız da öyle 5 elli 4 kollu (o nasıl oluyorsa) ucubeler değil. Savaşçılar, önemli insanların korumaları falan yolumuza çıkacaklar. Arada sırada minik insancıklarımıza sorun çıkartan şeytanımsı varlıklarla savaştığımız olacak ama ya 1 ya da 2 kere olacaktır. Neden mi? Çünküüüü, oyun çok kısa. Gerçekten aşırı kısa, aslında bu oyun bir tutorial olmalıymış. Neyse, buna sonra değineceğiz.

Oyunda dört karakter var. Her karakter kendine has özelliklerdeymiş ama ben oynarken bunu fark edemedim. Zaten gelişme falan gibi bir olay olmadığından, kimin ne kadar güçlü, kim daha yetenekli falan gibi bir değerlendirme yapamıyorsunuz. Ezbere ilerleyip kılıç sallamak yapmanız gereken tek şey. Oyuna başladığınızda, bir kargaşa içinde buluyorsunuz kendinizi. Orada elinize bir harita tutuşturuluyor. Ardından diğer parçaları bulup yolculuğa çıkmanız gerekiyor. Oyunun sonunda da bilin bakalım kimi kurtaracaksınız? Dünyayı! Karakterlerin farkıyla konu değişmiyor. Sadece birinin tanımadığı, diğerinin babası oluyor. O bilmemkimin akrabası oluyor. Konuşmaların bazı yerleri değişiyor o kadar. Yoksa öyle herkesin farklı konusu falan gibi bir olay yok. O yüzden bir karakterle bitirdiğiniz zaman zaten oyunda görmediğiniz birşey kalmıyor. Aslında bakarsanız oyunda görülecek pek birşey olduğunu da söyleyemeyeceğim.

Grafik olarak oyun gerçekten çok kalitesiz. Ben oyunda sadece yağmur ve kar olayını beğendim. Bir de gece gündüz olayı yapmışlar ki o da denizlerdeki parlamaları değiştirdiğinden hoşuma gitti. Başka bir olayı yok oyunun grafiklerde. Neredeyse tüm ağaçlar aynı. Dokular çok fazla tekrar ettiklerinden, hep aynı yerde dolaşıyormuşsunuz hissi veriyor. Bazı objelerin arkasına geçtiğinizde kendinizi görebilmeniz için transparanlaşıyor. Ama bu size yardım etmek yerine herşeyi daha da berbatlaştırıyor. Nedendir bilinmez, oradaki pikseller koskocaman oluveriyor ve berbat bir grafik şöleni ortaya çıkıyor. Bu özellik kapatılabilseydi iyi olabilirdi ama imkansız. Karakterlerin de grafikleri tamamen aynı, sadece renkleri değişik ve sağda solda garip garip hareket ediyorlar. Oyunda sadece kalabalık şehirlerdeki yüksek binalar ilgi çekici, gerisi tamamen iğrenç grafiklerden oluşmuş. Kalabalık şehirler ve yüksek binalar derken, 1000 sene öncesinde geçen bir oyundan bahsettiğimizi unutmayın lütfen : )