Bundan yüzyıllar önce, bilinmeyen bir zamanda böyle başlamıştı işte vampirlerin hikayesi. Yıllardır her türlü eğlence öğesince kullanılan, hatta bazılarınca sömürülen ve Hollywood sağ olsun, iyice suyu çıkarılan, klişeleşen bir temadır vampirler... Sivri dişli gıcık görünümlü yaratıklar dünyayı ele geçirecekler, masum insanların kanlarını tüketerek daha da güçlenecekler ve dünyayı gittikçe yaklaşan bu felaket sondan kurtarmaya aday bir vatansever, bu kötü adamların önüne geçecek. Peki ya bu olaya vampirlerin bakış açısıyla bakarsanız?


Göbek atan bir vampiri yönetmek kesinlikle çok farklı bir deneyimdi. Teşekkürler Troika!

Hollywood filmleri vampirleri öyle hale getirdi ki vampir olgusuna gerçek desteği veren yegane firma White Wolf'un hikayeleriyle bile tezata düşer oldu vampirler. Herkes kafasına eseni yapıyor, "sivri dişli durmadan laf sokan bir karakter yaratayım, bir de aksiyon olsun, tamamdır" mantığıyla hazırlanan filmler, vampir efsanelerinin güzelliğinin kalbine bıçağı saplayıveriyordu. Bu durumu gören idealist Troika ekibi, bizzat White Wolf'la çalıştığı için uzun zamandır görülmeyen derinlikte bir vampir temalı yapım çıkarmayı başarmış. Zaten Bloodlines'ın oyuncuyla duygusal bağ kurmasını sağlayan şey de, bu efsaneye bağlı kalınmasının verdiği kalite. Belki de hiçbir film veya oyunun yapamadığı derecede başarılı bir şekilde yansıtılan vampirlerin iç dünyaları, düşünceleri, politikası, kısacası maskenin altındaki kısım Bloodlines'ı hikaye anlatımı ve atmosferi en sağlam oyunlar arasına oturtuveriyor.


Şaşırdınız mı? Biraz sesi açıp daha da şaşırın. Çünkü o mekanda dinlediğiniz şarkı da bizzat Tiamat'ın.

Önceden de söylediğim gibi White Wolf ile içli dışlı olarak hazırlanan Bloodlines, başına oturduğunuz andan kalkana dek sizi rahat bırakmayan bir oyun. Hikayedeki sürprizler, karşınıza çıkan yeni olaylar ve bağlantılar, oyunun ne denli kaliteli ve dikkatlice hazırlanmış bir hikayeye sahip olduğunu sizlere vurgular nitelikte. Şöyle söyleyeyim; aldığınız hemen hiçbir görev göründüğü gibi değil, daima dallanıp budaklanıyor. Hele ki sonlara doğru prensten aldığınız (bu prense daha sonra değineceğim) bir nesneyi bulma görevi var ki bunu yapana kadar muhtemelen birkaç yaş yaşlanacaksınız, en azından öyle hissedeceksiniz. Ama bu his, yaşlılığın verdiği umutsuzluk ve mutsuzluktan çok farklı olarak, sizlere çok az oyunun yaşattığı tatmin duygusunu yaşatacak.


Ne cin adamlar şu Troika..

Yasak yollarla "embrace" edildiğiniz, yani vampir olduğunuz oyuna embrace eden efendinizin (sire), vampirlerin kralı konumundaki prens tarafından ölümle cezalandırılmasıyla başlıyorsunuz oyuna. Filmlerin bize öğrettiklerinin aksine boyundan bir ısırık alınan kişi vampire dönüşmüyor, bu iş için özel ayinler düzenleniyor. Hatta oyunun başlarında bu olayla ilgili dalgasını da geçmiş yapımcılar. Her neyse, çaylak bir vampir olarak amacınız ise vampir olmanın gerektirdiği şartlara uyarak prensin verdiği görevleri yerine getirmek, ve bu sırada da karşınıza çıkan sürprizlerle şaşırmaktan şaşı olmak. (?)



Korku filmi görevleri gerçekten çok yaratıcı bir fikir. Ama bir o kadar da ürkütücü!