Her sene olduğu gibi bu sene de yaz ayları yine oyun dünyası üzerindeki yakıcı etkisini gösterdi. Yaz boyunca piyasadaki iyi diyebileceğimiz oyun sayısı bir elin parmaklarının sayısını aşamadı bana göre. Artık alıştığımız üzere firmalar pazarlama taktikleri nedeniyle oyunları sıcak yaz aylarında değil de havaların soğumaya başladığı, okulların açıldığı ve insanların evlerinde daha çok zaman geçirdikleri tarihlerde piyasaya sürmeyi uygun gördüler. Bu nedenle birkaç oyun türü dışındaki oyun türlerinden hoşlanalar yaz aylarını kitap okuyarak ya da eski oyunlara yönelerek geçirdiler.

Şanslı türlerden biri bana göre FPS'ydi, bu türden hoşlanalar bu sene FarCry adlı oyunla yaza girdiler ve bir kaç ay önce de Doom'un yeni oyunu raflardaki yerini aldı. Sanıyorum bu iki oyun onları bütün yaz idare etmiştir, en azından strateji severler kadar sıkılmalarını engellemiştir. Kendimi de içine kattığım bu grup için yaz ayları gerçekten ızdırap gibi geçti, dişe dokunur (bana göre) tek bir oyun bile yoktu piyasada. Onun için zamanımı arşivimde olmayan yada kaybolmuş (hacılanmış) eski oyunları internetten indirerek geçirdim. Imperialism 2 ya da Dungeon Keeper 2'nin cd'lerini tekrar ellerimde görmek, bir türlü oynama şansına ulaşamadığım Total Annihilatton Kingdoms oynayabilmek sıcak yaz aylarının en güzel anlarıydı diyebilirim.

Neyse ki Eylül ayıyla beraber yeni, ancak bu kez iyi oyunlar bir bir dökülmeye başladırlar Kohan 2, Rome: Total War ve birazdan inceleyecek olduğumuz Warhammer 40,000 Dawn of War strateji türünden biraz bile hoşlananların arşivlerinde mutlaka bulundurmaları gereken oyunlar. Yapımcılar bu üç oyunu keşke birbirine bu kadar yakın zamanlarda piyasaya sürmeselerdi de her oyunu tadını çıkararak oynayabilecek zamanımız olsaydı.

Giriş kısmını biraz uzun tuttuk, dilerseniz artık incelemekte olduğumuz oyunumuz Warhammer 40,000 Dawn of War'a geçelim (Yazının bundan sonraki kısmında kolaylık olması için Dawn of War diyeceğim hemen belirteyim.) Oyunumuz adından da anlaşılacağı üzere Warhammer 40,000 dünyasında geçmekte (esasen dünya değil evren dememiz daha doğru).

Hiç bilgisi olmayanlar için Warhammer 40,000'i açıklamak gerekirse; Çok yavan bir tanımlamayla, rol yapma oyunlarındaki (rpg) ırkların gelecekteki halleri diyebiliriz. Bir elinde tabanca diğer elinde ise koca bir balta olan bir ork'un üzerinize geldiğini düşünürseniz ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Ancak rol yapma oyunlarının geleceği derken sadece insanlar, orklar, elflerlerin olduğunu sanmayın. Warhammer 40,000'de bir dünyadan değil koca bir evrenden bahsediyoruz. Sonsuz uzayın dört bir yanından gelen yeni ve adını hiç duymadığınız pek çok ırk sizi perişan etmek için an kollamakta.

Bu karmaşanın içinde iki tanıdık yüz, insanlar ve orklar savaşa kaldıkları yerden olanca güçleriyle devam ediyorlar. Olanca güçleriyle diyorum çünkü 41. milenyumda evrendeki tüm topraklar savaşın bir parçası, tam bir kaos ortamı hüküm sürmekte. Bitmek bilmeyen savaş ve yıkımlar nedeniyle evren gittikçe daha fazla kana bulanıyor. İşin güzel kısmıysa bu kadar ileri teknolojilere rağmen hala makineli tüfeklerin yanında kılıçlar ve parlak zırhlar, tank ve topların yanında büyüler iş görmekte. Herkes hala kendilerini kurtaracak bir kahramanın gelmesini bekliyor ve işte bizde bu kahraman olmaya çalışıyoruz :)

Warhammer 40,000 masaüstünde uzun süreden beri oynanmakta olan bir oyun. Kendine has bir hayran kitlesine sahip olsa da ne yazık ki ülkemizde diğer masaüstü oyunlarda olduğu gibi fazla kendini gösteremedi. Şimdi bir RTS ile bilgisayar dünyasına da girmesi eminim ki masaüstü oyununun tanınması içinde yararlı olacaktır. Rol yapma oyunlarının sadece şövalyeler, okçular, büyücülerden ibaret olmadığını, işin içine teknoloji girse de güzelliğini koruyabileceğini herkese göstermek için Dawn of War iyi bir örnek.