Kahramanların Azeroth topraklarına ilk adımlarını atmalarının ardından tam iki yıl geçti ve altı yıl öncesinde Arthas'ın Ner'zhul ile bir olup Lich King olmasının ardından girdiği derin uyku son buldu. Azeroth topraklarına ilk adımımızı attığımızda olacakları tahmin bile edemezdik. Elwynn Ormanlarında başlayan yolculuğumda ilk olarak halkın başına bela olan kurtların oluşturduğu tehlikeyi ortadan kaldırmak için gönüllü olmuştum, ardından haydutların yağmaladığı tarlaları onlardan temizlemek için maceranın ortasına atıldım. Haydut Kralıni yenmemin ve çevredeki insanları onun yarattığı tehlikeden kurtarmamın ardından bir üne sahip olmuştum. Kuzeydoğu'daki orc klanlarının yarattığı tehlikeyi durdurmak, güneydeki goblinlerin yardımına yetişmek derken kendimi Kuzey'de eski krallığın ölüm kokan topraklarında ölümsüzlere karşı savaşırken, hapsedilmiş element lordunun yarattığı tehdide bir son vermek için yeraltındaki cehennemimsi zindanlarda buldum. Bir gün, Dehşetli Kale Naxxramas'ın eski insan topraklarında bulunduğunu öğrendim. Gümüş Şövalyelerin yardımıyla oraya bir çıkarma yaptık. Orada bulunan korkunç ölüm şövalyelerinin arasında bir zamanlar efsanevi kılıç olan Ashbringer'ın taşıyıcısı olan Morgraine de vardı ama bunlar önemsiz detaylardı, önemli olan büyük Lich Kel'thuzad'ın sonunu getirmekti. Onu yendikten sonra phylactery adı verilen ve onu muhafaza eden küreyi Gümüş Şövalye rahiplerinden birine verdim, sonradan anladım ki aslında o rahip, Lich King'e hizmet eden bir casusmuş. Bütün emeklerimiz boşa gitmemişti yine de; Naxxramas tehlikesi 'şimdilik' ortadan kalkmıştı. Azeroth'u tehdit eden sayısız sorunla uğraşırken korkulan şey oldu; Dark Portal denen parçalanmış gezegen Draenor'un kalıntıları olan Outland�e açılan geçit aktif hale geçti. Orada öğrendiğimiz şuydu; Illıdan, Arhas'ın karşısındaki yenilgisinin sonunda aslında ölmemiş, yardımcıları tarafından Outland'e taşınmıştı. O başarısızlığının yanında Lich King'i durdurmak için antlaşma yaptığı şeytan lordu Kil'jaeden'in gazabından korunmak için bir ordu toplamaya başlamıştı. Illidan'ın delirmesi doğru kararlar vermesini engelliyordu, Sha'tar adı verilen Outland'in tehlike dolu topraklarında güvenliği sağlamaya çalışan birliğin şehri Shattrath'a saldırdı ve başarısız oldu. Oysa Kil'jaeden'in gazabından korunmak yerine Shattrath�a gereksiz bir savaş açmıştı. Kendisine gereken ordu için fel orc denilen kızıl tenli, gözlerini kan bürümüş bir orc türü yaratmıştı. İlk ölüm şövalyesi olan Teron Gorefiend'i yanına almıştı. Kael'thas ve Lady Vashj'in yakınlarında kaleler kurmasını sağlamıştı. Bunların yanında zamanın akışını değiştirmeye çalışan kötü niyetli bir ejder ırkına da karşı savaşıyorduk. Bütün Tehlikelerin icabına baktıktan sonra sıra Illidan�a gelmişti. Kara Tapınak adındaki yerden ordusunu yönetiyordu. Akama'nın Illidan'a ihanet ederek yanımıza geçmesi ve Maiev'in de bizle birlikte savaşması onu yenmemizi sağlamıştı. Tabi elimizden kaçan Kael'thas'ın, Kil'jaeden'ı Azeroth'a getirmeye çalıştığını öğrendik. Kael�thas�ı tekrar yendikten ve kafasını bedeninden ayırdıktan sonra Kil�jaeden�i durdurmak için haftalar boyu yaptığımız saldırılar sayesinde onu geri göndermeyi başardık. İki yıl içinde başarılanlar inanılmaz şeylerdi ama hala Lich King Arthas�ın Buztacı Kalesi�nde hazırladığı planlar gözümüzden kaçmıştı ve yakında kralın gazabı Azeroth�u tekrar tehdit edecekti.

Hikayeye göre oyun evreninin süresiyle iki yıl içerisinde yaşananlar bunlardı ama şimdiye kadar karşılaştığımız her şeyden çok daha büyük bir öfkeye ve güce sahip olan Lich King, en sonunda harekete geçmeyi karar verdi.


Böyle garip durumlarla da karşılaşabiliyoruz


Büyünün kontrol altında tutulmasını sağlamakla görevli olan ejder Malygos aklını tekrar kazanmasıyla birlikte Azeroth üzerinde büyü kullanan herkese savaş açıyor. Archimonde tarafından yıkılan büyücü şehri Dalaran uzun süre boyunca koruyucu bir kalkan içerisinde onarılıyordu. Bir gün, büyük bir gürültüyle oturduğu yerden ayrılan Dalaran, uçarak Northrend�da Malygos�a karşı saldırı için yerini aldı. Lich King�in yanında bulunan Vrykul ırkı ise fazlasıyla başa bela bir hale geliyor. Bir taurenın üç dört katı büyüklüğünde olan bu iri yarı, çirkin barbarımsı ırkın binaları, gemileri vs. Vikinglerle tamamen örtüşüyor. Sık sık karşımıza çıkacak olan Vrykul ırkı, titanlar tarafından yaratıldıktan sonra çirkin ve zayıf oldukları gerekçesiyle terk ediliyorlar ve kralları Ymiron, bütün çocuklarının öldürülmesini emrediyor. Çocuklarını saklayanların güneye kaçarak ve değişim geçirerek bir tür lanetin sonucunda insan ırkına dönüştüğü söylenir. Nerubianlardan bahsetmemek olmaz tabi� Eski tanrılar Silithidler sayesinde Azeroth�u kontrol altına almayı düşünüyorlardı. Bu böceğimsi ırk, durmadan gelişirken trollerle olan savaşları sonunda ikiye bölündü. Birisi Kalimdor�da bulunan Ahn�Qiraj�dan da tanıyacağımız Silithidler, diğerleri ise Kuzeydeki nerubianlar. Lich King Ner�zhul Azerotha ilk geldiğinde vebanın nerubianları etkilemediğini ve onun zihinsel gücünün de etkisiz olduğunu anladı. Dreadlordların da yardımıyla durdurulamaz bir undead ordusu sayesinde. Azjol�Nerub�u istila etti ve onların eski kralı Anub�Arak�ı da kendine bağladı. Bunun sonucunda da undead nerubianlar ortaya çıktı. Sağ kalanlar ise hala Lich King�den intikam almak için uğraşmaktalar. Titanların etkileri de Northrend�de iyice hissedilebilir durumda hatta dwarların Gezginler Loncası adlı araştırma örgütü de onlarını kokusunu hissetmiş olacaklar ki adım başı onlara rastlayabiliriz.