Daha önce demosunu oynadığımız ve incelediğimiz XIII, tam sürümü ile piyasaya çıktı. Demo, asıl konu hakkında pek fikir vermiyordu. Ama tam sürümü, orjinal olmasa da, güzel bir konuya sahip. Oyunda ilerlemeniz, gerçeği ortaya çıkarmanız için sizi teşvik ediyor.

13 rakamı, herkes tarafından uğursuz olarak bilinir. Bu bir uydurma değildir. Kutsal kitaplarda, özellikle de İncil'de 13 sayısı hakkında bazı uğursuz durumlar vardır. 13. Cuma ve benzer filmlerle de 13 sayısının uğursuz olduğu anlatılır. Bu oyunda da, eğer 13 rakamının uğursuzluğu varsa, tek bir tane bile satmaması lazım ama durum öyle değil. Ubi Soft, oyunun satışlarından memnun.

Biz hafızasını kaybetmiş bir şekilde kumsalda uyanıyoruz. Neler olup bittiği hakkında hiçbir fikrimiz yok. Sadece XIII dövmemiz ve bir de anahtarımız var. Bu anahtar NYC'de bir bankada, dolabın tekinin anahtarı. Bu dolaba gittiğimiz zaman, asker olduğumuzu ve cinayetle suçlandığımızı öğreniyoruz. Gerisi sisler içinde. İşte amacımız, kendimizi aklamak ve gerçeği öğrenmek.

Konu olarak güzel görünse de, bana biraz çalıntı gibi geldi. The Bourne Identity adlı filmi kısa bir süre önce sinemalarda izlemiştik. Orada da hemen hemen aynı konuda işlenen bir takım olaylar vardı. Yine sulak biryerde uyanan karakter, kolunda izler ve anahtar falan. Tabi, oyunun yapımcılarının biryerlerden esinlenmesi kaçınılmaz. Zaten oyun da, 80'lerin mini dizilerinni havasını taşıyor. Az buçuk da, NOLF gibi göründü bana. Özellikle de müzikler bakımından.

Oyun, saf bir FPS. Kontroller FPS kontrolleri. FPS'ler çok yaygın olduğundan, kontrollerde zorlanmanız imkansız. Kolay kontroller sayesinde, oyun da oldukça kolay olmuş. Mesela Deus Ex de FPS görünüme sahip ama bin çeşit tuş var. Bu oyunda öyle değil. Oyun zor değil, aksine fazla basit olabiliyor. Asla sizi zorlayacak bir düşmana rastlamıyorsunuz.

Oyunda çeşitli silahlar da kullanabiliyorsunuz tabi. Bunlar gerçek hayattan alınma silahlar, fantastik değil, gerçeğe sadık kalınarak hazırlanmış. Tabancalar, tüfekler, el bombaları ve çeşitli eşyalar oyunda size eşlik edecekler. Oyun gayet lineer olduğundan, bir eşyayı başka biryerde kullanma, anahtar bulma falan gibi görevleriniz yok. Sadece önünüze çıkan yoldan ilerleyerek, bazen kapıları açmak için 10 metre ilerideki düğmeye ulaşmanız gerekecek. Bu düğme de saklı değil, sadece 4-5 kişi tarafından korunuyor.

Grafik teknolojisi olarak, Cell Shading adındaki yeni bir teknik kullanılıyor. Bu çizgi film havası verilmiş grafikler anlamına geliyor. Ninja Turtles gibi veya Taz: Wanted gibi. Bu yeni bir teknoloji ve grafikler basit gibi görünmekte. Ama aslında öyle değil, sistemleri oldukça zorlayan bir sistem. Karakterler hoş tasarlanmış. Genelde çizgi film gibi görünen şeyler karakterler. Mekan çizimleri daha bir gerçeğe yakın olmuş gibi. Ama herşeyin çevre çizgileri kalın kalın. Bu da komik duruyor sanki.

Ses efektleri de fena değil oyunun. Her karakter kendine has ses tonlarıyla seslendirilmişler. Karakterlerin tiplerine uygun sesler kullanılmış. Silah efektleri, çevre sesleri de fena değil. Müzikler 80'lerin hitleri gibi. Oyunu NOLF'a benzetme sebebim de bu. Aslında alakası yok, sadece aynı zamanların parçaları kullanılmış.

Başta da bahsettiğim gibi, oyunu oynamak için güçlü bir sistemin olması şart koşuluyor. 1,5Ghz işlemci, 256Mb RAM ve 64Mb ekran kartı ile, orta derecede oyunu oynamak mümkün. Oyunun konusunu anlamak için de orta halli İngilizce bilmek gerekiyor.

XIII, uğursuz mu değil mi ancak oynadığınız zaman anlayacaksınız. 4 CD olarak gelen oyun, video görüntüleri ve sesler sayesinde bu kadar fazla yer kaplamış. FPS'ler çok çeşitlendi son zamanlarda. Ama XIII için şunu söyleyebilirim, Chaser'da olduğu gibi, sonu bilinmeyen oyunlar çok eğlenceli oluyor.