Öğrenmeye dair bazı kuramlar insan beyninin doğuştan gelen bir kapasiteye sahip olduğunu ve yeni doğan bir bebeğin zihninin tam olarak boş olmadığını savunur. Tıpkı yeni doğmuş bir serçenin annesi hiç göstermemesine rağmen hamam böceği yerine kurtçukları yemesi gibi yeni doğan bir insanın beyninin de bembeyaz bir defter kadar temiz ve boş olmadığını düşünebiliriz. Hayvanların bu tür tepkileri içgüdüsel olarak açıklansa da insanı yeryüzündeki diğer canlılardan farklı yapan sırlarla dolu zihin yapısı, neler yapabileceğinin sınırlarını henüz öğrenememiş bizler için çok daha fazlasını saklıyor olabilir kilitli kapılar ardında. Görünüşünüz, mizacınız ve kişiliğinize etki eden DNA’nızın yapabildikleri acaba bunlarla mı sınırlı? Peki ya bu gizemli genetik spiral kod içerisinde sadece sizin değil, sizden öncekilerin hatta atalarınızın da sahip olduğu izler, zihin haritaları ve yaşantılar taşıyorsa? Ve dahası bu haritaları kullanarak zihninizde geçmişe dönebilecek bir teknolojiniz varsa ne yapmak isterdiniz? “Keşke” diye başladığınız cümleler için yeni bir şans ya da çok daha fazlası... Ortadoğu’nun adeta havasına sinmiş, bin yıllık bir gizemi çözebilmek, hala paylaşılamayan ve bu kadar arzu edilen şeyin ne olduğunu bulmak ve bin yıldır hakim olan huzursuz, hırçın bulutları bu topraklardan defetmek. Evet işte Animus belki de bunun için tasarlanmıştı. Ya da çok daha fazlası için.

Animus bir grup bilim adamı tarafından geliştirilen ve insan genetik haritasını kullanarak geçmişe doğru zihinsel bir yolculuk yapılabilmesini sağlayan gelişmiş bir makine. Bilim adamları amaçlarına ulaşabilmek için atalarından birisi bölgedeki bir suikastçı tarikatının müridi olan, bu topraklarda yaşamış ve kendisi de hayatında daha önce suikastçılık yapmış ancak bundan sıyrılmış bir ismi: Desmond’u kullanarak çözüme ulaşmak istemektedir. Animus kullanılarak gerçekleştirilen bu gizli çalışmalar özel ve dışarı kapalı bir ofiste yapılmakta ve bu süre içerisinde Desmond bu laboratuarda doktor ve asistanı (Kristen Bell) dışında kimseyle görüşememekte ve burada tutulmaktadır.

Biraz önce yazdıklarım özellikle 12. Yüzyılın sonlarında bin bir gece masalları kaçkını ateşli bir prens ya da ninja benzeri bir şeyler bekleyenleri dumura uğratmış olabilir. Evet, videolarda çoğu zaman gördüğünüz o ilginç DNA motifli efektler aslında Animus’un zihninizde yarattığı senkronizasyon dalgalanmalarından başka bir şey değil. Peki o büyük umutlar bağladığımız Altair nerede?

Altair: ǀ El ǀ ta ǀ iyr ǀ ya da kısaca Tahir

Hikayemiz öteki boyutta ise yaptığı önemli bir hata nedeniyle gözden düşmüş bir suikastçı olan Altair'in Assassin's Order'da (bir çeşit bölgesel suikast tarikatı) kaybettiği itibarını yeniden kazanmak için çıktığı epik yolculuğu konu alıyor. Mason lider Robert de Sable'i öldürmekte ve efsanevi Mason hazinesini ele geçirmekte başarısız olan Altair, Assassin Order'daki en düşük mevki olan yeni öğrenci müritlere verilen seviyeye düşürülür. Sahip olduğu tüm gücü ve silahları elinden alınır.

Assassin'lerin lideri, Sinan ya da namı değer El Muallim kahramanımıza kendisini affettirmek için bir fırsat sunar, Altair Kutsal Topraklarda Üçüncü Haçlı Seferlerinin yarattığı düşmanlıkları daha da körükleyip bunlardan yararlanmak isteyen kişileri öldürmelidir. Bu sayede bölgedeki olaylar durulacak ve yeni bir barış çağı için yolundaki son engeller de ortadan kalkacaktır.



Oyunumuz başladığında Kral Richard liman şehri Akr'ı Saracen'lerin elinden tekrar almayı başarmıştır. Birliklerini güçlendirmek üzere şehre konuşlanan Haçlılar güneye doğru ilerlemek üzere hazırlanmaktadır. Haçlıların asıl hedefi Kilise adına tekrar ele geçirmeyi planladıkları Kudüs'tür. Ancak Kudüs'ün lideri Saracen ordusunun lideri Salahaddin'dir. Ordusunun Akr'daki yenilgisinden sonra birşeyler yapılmalıdır. Saracen'ler Arsuf kalesinin önlerinde Haçlıları tuzağa düşürmek ve Kudüs'e ulaşmasını engellemek üzere yığınak yapmaktadır.

Ancak bu savaş manevraları Kutsal Toprakların geriye kalan tümünü korumasız ve sahipsiz kalmasına neden olmuştur. Richard ve Salahaddin savaş alanında birbirleriyle savaşırken arka planda onların yerine gelen insanlar elde ettikleri gücün avantajlarını kendi lehlerine istismar etmeye başlamıştır. Kutsal topraklarda provakasyon, istismar ve yolsuzluk hüküm sürmeye başlamıştır. Ve kahramanımız Altair kendisini bu kaosun ortasında bulur. Hedefi, elde ettiği gücü en çok suiistimal ettikleri görülen bu kişilerin öldürülmesidir. Ve Altair görevlerine başlar...