Dünyadaki en güçlü orduların bile korktuğu, savaşmaya giderken ayaklarını sürüyerek gittiği iki çeşit zorlu savaş türü vardır. Bunlardan biri yoğun ormanlarda (Vietnam mesela) geçer. Bubi tuzakları, bitmek bilmeyen tünel ağları, değil düşmanı; on metre ileriyi bile görememek ve düşmanın her an her yerden çıkabileceği olasılığı asker için tam bir cehennemdir. Diğer savaş türü ise şehir savaşıdır. Her sokakta elinde roketatarıyla bekleyen bir düşman askeri, günlük devriyenizi son devriyeniz yapabilir. Kurulan barikatlarla kurtulma imkanınız olmayan bir pusuya çekilebilirsiniz. Tek endişeniz düşmanı vurmak değildir, sivilleri, kadınları ve çocukları da savaşın dışında tutmanız gerekir. Bazı yerlerde ise kadınlar ve çocuklar da ellerinde silahlarıyla tepenize biniverir. Boş gibi görünen bir sokak bir anda etrafınızı çeviren yüzlerce düşmanla dolabilir.

Bunlarla ilgili tecrübesi bol olacak ki, Amerika bile bu tür çatışmaların muhtemel olduğu savaşlara pek girmemeye gayret gösterir. Çok uç durumlarda ise bu bölgelere kaybı en azda tutabilmek umuduyla en iyi askerlerini gönderir ülkeler. Mesela bu durumda Beyrut'un dar sokaklarına savaşmaya deniz piyadeleri gönderiyor "Dünyamızın Jandarması".

Özgürlük İçin

Efendim oyunumuzun adı Close Combat: First to Fight. Konumuz ise şöyle; Lübnan'ın siyasi istikrarı bozulmaktadır ve milis gruplarının iç çatışmaları yeraltından Beyrut sokaklarına çıkmıştır. Lübnan durumu kontrol altına almakta zorlanır ve Nato duruma hemen müdahale eder. Amerika da Nato gücü bünyesinde deniz piyadelerini "özgürlük için" Beyrut'a gönderir. Daha sonra Suriye'nin milis gruplarını desteklediği öğrenilir ve hatta Suriye de bizzat Beyrut'taki savaşa girer. Bizim maceramız da burada başlar. Bence konu ve atmosfer olarak çok birşey beklemeyin bu oyundan, sizin amacınız sadece milis ve militan vurmak.

Oyunda dört kişilik bir deniz piyade hücum timini yönetiyoruz. Görevimiz, ekibimiz ile birlikte Beyrut'un cehennemvari sokaklarında görevden göreve koşup Lübnan'da barış ve özgürlüğün sağlanasına katkıda bulunmak. Şimdi ben ekip deyince siz Brothers In Arms ya da Republic Commando'daki gibi adamlarımıza emirler verip, taktiksel bir savaş deneyimi yaşayacağımızı düşündünüz değil mi? Aslında biraz olsa da taktik var oyunda. Nasıl mı? Şöyle:

Oyun esnasında mouse'umuzun sağ tuşuyla "Radial Menu"muz karşımıza çıkıyor ve burada bulunduğumuz duruma da bağlı olarak çıkan komutları askerlerimize iletmek suretiyle taktik yapabiliyoruz. Örneğin; "Sen şuraya baskı ateşi aç", "Sen şurayı koru", "Şu odayı Takedown yöntemiyle alalım" gibi komutlarımız var verebileceğimiz. Peki bu komutlar ne işe yarıyor? Vallahi ne yalan söyleyeyim, "oda alma" dışında ben bu komutlardan kendime bir fayda sağlayamadım. Oda almada askerleriniz odaya hızla dalıp, her biri farklı bir pozisyonu ateş altına aldığı için düşmanınızı hemen etkisiz hale getirebiliyorsunuz. Bu da bir odaya girince eleğe dönmenize engel oluyor.

Bir de bazı durumlarda hava desteği ya da topçu ateşi isteyebiliyorsunuz. Bunların dışında kullandığınız komutlar ise ya işe yaramıyor, ya da askerleriniz tarafından yerine getirilemiyor. Mesela makinalı tüfekcinize bir yere baskı ateşi açmasını istediğinizde askerinizin "Göremiyorum!" tarzındaki cevabı sinir katsayınızı artırmakla kalmıyor, pek çok durumda düşman ateşiyle karşı karşıya kalıp, öldükten sonra madalya alan askerler kervanına katılmanıza da neden oluyor. Halbuki oyundaki tutorial'larda da görebileceğiniz gibi baskı ateşinin amacı düşmanı görüp vurmak değil, düşmanı saklanmaya itecek bir hedefsiz atış türü. Bu durumda askerinizin "Banane, göremiyorum!" diye mızmızlanması canınızı çok sıkıyor. Bunun gibi yerine getirilemeyen pek çok komut var oyunda malesef. Dört kişilik ekibimiz bu emirleri yerine getiremediği zaman işlevsiz hale geliyor. Sadece daha fazla ateş gücü sağlıyorlar ve inanın bana, hepsi de çok kötü nişancılar.