Bazı oyuncular vardır FPS oyunlarından başkasını oynamaz. Deathmatch, team deatmatch, pompalı tüfek, füze atar, lazer silahı vs. olmadan oyunu açıp oynamaz. Bir diğer oyuncu grubu ise arabacılardır. Araba kullanacaksan oyunu alırlar. İster Gran Turismo gibi sade yarış oyunu olsun, ister Burnout gibi kazalar ve patlamalarla ünlenmiş olsun, hatta isterse Driver gibi konulu macera oyunu olsun farketmez, yeterki araba olsun. Aranızda bazılarınızın sırıttığını görer gibiyim. Tabii içimizde kimbilir ne deliler var böyle. Ben de böyleyimdir işte. Fakat ben sadece birisiyle yetinmiyorum, bu iki tarzı da sabah akşam saatlerce oynarım. Hatta bazen Area 51'de saatler geçirdikten sonra Gran Turismo'da bir kaç saat daha direksiyon sallayıp yatağa yığıldığım gecelerde rüyamda arabalarla yarışıp aynı anda millete pompalı tüfekle ateş ettiğim çok olmuştur. Böyle gecelerin ertesinde, alkolden rahatsızlanmış biri gibi "Bir daha asla iki oyunu karıştırmayacağım, bu ne ya, uyuyamadım bütün gece..." dediğim olmuştur. Tabii bunu duyan aile ve arkadaş çevrem günden güne bana 'Resmi olarak manyamış' gözüyle bakmaya başlamışlardır. Neyse konuyu dağıtmayalım. Asıl parmak istediğim nokta şu ki, oyun dünyasında bazı insanlar için en önemli olan şey arabalar ve silahlardır... Bir de güzel grafikler...

İşte tüm bu 'oyun tarzı' fanatikliğini görmüş olan firma SEGA olaya heme el atmış ve bize bir FPS-Racing oyunu yapmış. Aslında geçmiş zaman kullanmam daha doğru olur, çünkü Full Auto uzun zaman önce Xbox 360'da çıktı ama aradığı ilgiyi bulamadı. Bunu hiç garipsemedim çünkü oyun bir çok soruna ve eksikliğe sahipti. Fakat şimdi SEGA oyunu PS3 için Full Auto 2: Battlelines adıyla çıkardı ve önceki versiyonunda yaptığı hatalardan ders aldığını da ortaya koydu. Oyunu Xbox 360'dan bilenler, bildiklerini unutsunlar. Çok daha başarılı bir oyun var karşımızda.

"Usta bu pompalıyı kaputa nasıl monte ederik?"

Oyunda, dediğim gibi araçlar kullanıyoruz. Fakat araçlar bildiğimiz araçlardan biraz farklılar. Kaputa, üste veya aracın arkasına değişik silahlar monte ediyoruz ve oyunda hem aracı yönlendiriyoruz hem de silahımızı. Bu aynı bir shooter oyunu oynamaya benziyor. L1 ile aracı yönetirken R1 ile silahın hedef göstergesini kontrol ediyoruz. R2 ile gaz L2 ile firen yapıyoruz. Diğer tuşlar ise silahları ateşlemeyi, turboyu vs. kullanmaya yarıyor. Tuşların yeri değiştirilebilir olduğu için bu konu üzerinde daha fazla durmayacağım ama şunu söylemeliyim ki hangi tuş konfigirasyonunda olursa olsun oyunun kontrollerine alışmak biraz zaman alıyor. Ne kadar iki oyun türünde de tecrübem olsa da bu bileşim o kadar kolay gelmedi bana. Oyuna alıştıktan sonra pek de problem yaşamıyorsunuz. Kontrollerden sonra karşınıza çıkacak en büyük problem oyunun atmosferi.

Patlamalar, alevler ve kaos

Oyunun atmosferi ile kastettiğim araçların fiziklerinden, binaların yapısına kadar her şey. Bu nasıl bir zorluk olabilir diyeceksiniz tabii. Açıklayayım. Oyunumuzun grafikleri haikaten kaliteli ve PS3'nin gücünü kullanan cinsten. Burnout oynayanlarınız bilir araçların paramparça oluşu, detayları, kazalar esnasında oyuncuya zevk verir. İşte Full Auto 2'de böyle detaylandırılmış. Fakat sadece araçlarla bırakılmamış tüm binalar oyuna interaktif dahil edilmiş. Bir virajı alırken, binanın köşesindeki camekanlı mağazaya camlarını indirip girebiliyorsunuz. İçerdeki tüm eşyalar havaya uçuşabiliyor. Hatta gidip olmadık bir yerdeki yol üstünde bile durmayan bir duvara gidip çarpın. Normal bir oyunda aracınız dağılır fakat duvar öyle durur. Bu oyunda duvardan parçalar düşüyor, texture değişiyor vs... Bu kadarla da kalmıyor. Yolda gidiyorsunuz bir tren istasyonunun altından geçiyorsunuz. Güzel bir manzara değil mi? Hayır bu oyunda sadece manzara değil. Eğer istasyonun ayaklarını yıkarsanız o metro istasyonunun çöküşüne, metronun dağılışına gözleriniz açık bakakalırsınız. Bunlar sadece örnekler böyle o kadar çok şey var ki. Ayrıca tüm bu parçacıkların üzerine efektleri de ekleyin, alevler, dumanlar, kıvılcımlar... Anlayacağınız oyun görsel bir cümbüş. Tabii bu kadar cümbüş framerate'i kötü etkiliyor bazen. Binalar yıkılırken aynı anda araçlar patlarken tüm bu kargaşada biraz yavaşlamalarımız oluyor. Allahtan bu o kadar çok sık olan bir olay değil. Bazen çok fazla element işin içine girdiği zaman olabiliyor bu yavaşlamalar. Gelelim başta bahsettiğim oyunun atmosferi problemine. İşte oyunda bu kadar karmaşa olunca başlarda kafanız karışıyor. Bazen ne yaptığınızı anlamıyorsunuz. Oyunu bir dönem oynadıktan sonra her şey yerli yerine oturuyor ve alışıyorsunuz ama bu biraz zaman alıyor.