Çocukluk demek yaratıcı olmak demektir. İki tahta parçasını eline alıp çelik-çomağa dönüştürmek demektir. Bir lastik topla oynanacak elli bin tane oyun üretmek demektir. Kuşları avlamak için lastikle ağaç dalından av cihazı yaratmak, gazete kağıdından yapılan sivri uçlu külahları plastik borularla üfleyip insanları oklamak demektir. Balon gibi sevimli süsleri bile suyla doldurup tehlikeli birer silaha dönüştürmek çocuğun o nereye kullanacığını bilemediği yaratıcılığının sonucudur. Ben kendi çocukluğumda en çok üç bozuk parayı (herhalde 500 liralıklardı) kullanıp arkadaşların parmak kalelerine gol atmayı yaratıcı bulurdum. Her an, düz bir yüzey bulunan her yerden oynanabilen bu oyunu saatlerce durmaksızın oynadığımızı, parmaklarımızın kıpkırmızı kesildiğini hatırlarım. Tabii devir değişti, bizler de büyüdük. Artık oynadığımız oyunlar milleti ıslatmıyor, oralarına buralarına kağıt oklar sokmuyor, ellerimizi de kızartmıyor (düğmelere abanmadığımız sürece). Ama o eski günleri de aramıyor değiliz. Miharo Games bizi düşünmüş olacak piyasaya tam da aradığımız gibi bir oyun sürüyor: Coin Soccer. Yani bozuk para futbolu. Evet! Bu oyun o yıllar önce üç bozuk parayla oynadığımız oyunun iPhone versiyonu!

Oyun nasıl çalışıyor? Aynı tahta sıralarda oynadığımız mantıkla: Sahada üç tane bozuk para var. Biz bunlardan birini diğer ikisinin arasından geçirerek sahada ilerlemeye ve rakibin kalesine gol atmaya çalışıyoruz. Hatırlarsınız, o zamanlar iki elimizi sıraya koyup sağ el işaret parmağımızı kaleci olarak kullanırdık. Coin Soccer'da parmağımızla yönettiğimiz bir kaleci aynı işi görüyor. Bir dakika süre içinde bozuk paraları birbirinin arasından geçirmeyi başardığımız sürece, ya da gol olana kadar, sıra bizde. Eğer atışımız kısa kalırsa top rakibe geçiyor (Santra! haha). Üç gol atan maçı kazanıyor. Bu kadar basit.

Bozuk paraların hızı parmağınızı ne kadar uzağa koyup ne kadar kaydırdığınıza bağlı olarak değişiyor. Yani çok uzun toplar atabildiğiniz gibi kısa parlarla gol yollarında etkili olabilirsiniz de. Maalesef muz orta yapamıyoruz (!). Oyuna heyecan katan başka bir öğe de aynı eskiden elimizi koyup duvar pası yaptığımız gibi saha kenarında duran sopayı kullanabiliyor olmamız. Bu sopa sayesinde topu zor açılardan geçirip hem de rakibi şaşırtabiliyoruz. Hem de parmaklarımız kızarmıyor.




Oyun tek kişilik ya da iki kişiyle oynanabiliyor. Tek kişilik oyun istenirse tek maç usulü yapay zekaya karşı, ya da lig usulü yine rast gele seçilen takımlarla yapay zekaya karşı oynanıyor. Bu maçlarda rakibin kalecisi de, sıra kendisine geçtiğinde bozuk paraları da yapay zeka tarafından yönetiliyor. Lig maçları skorunuzu leaderboard�a yazdırmanızı sağlıyor. Ama oyunun asıl heyecan veren kısmı iki kişilik oyun seçeneği. Bluetooth aracılığıyla arkadaşınıza karşı maç yapmak istemez misiniz? İşte o yıllar önce bize sınıf sıralarında kök söktüren elemanlardan intikamımızı alma zamanı! Yine iki kişilik oyunda sıra rakibe geçtiğinde kalecimizi aslanlar gibi biz yönetiyoruz. Miharo Games iki kişilik versiyonun tek iPhone üzerinden oynanabilmesi üzerinde çalışıyormuş. Yakında bu yama gelince her iPhone ezeli rekabetlere sahne olabilecek.

Miharo Games'teki arkadaşlar yememiş içmemiş, bir sürü değişik bozuk para yapmışlar. Bütün büyük ülke takımlarını (bayraklarını) seçebildiğimiz gibi gülen ya da ağlayan bir surat, ya da bir Amerikan sentiyle vb. de oyunu oynayabiliyoruz. Seçenekler epey çok! Sadece bunla da kalmıyor, her maçın başında spiker takımların ismini anons ediyor. "Türkiye vs. Germany" anonsunu duymak insanı nasıl havaya sokuyor siz düşünün. Birçok saha seçeneği ve başarılı saha grafikleri de oyunun artılarından. Ben şahsen böyle bir oyunun bu kadar özenilerek yapılmasına hayran kaldım. İnsan PES oynuyormuş gibi oluyor. Bir başlayınca bırakamayacağınız, bağımlılık yapan bir oyun Coin Soccer. Uyarmadı demeyin!