ArmA II



Yapım Bohemia Interactive Studio | Dağıtım 505 Gamestreet | TürFPS | Diğer PlatformlarXbox 360

2001 yılında Operation Flashpoint’in yapımcılığını üstlenen Bohemia Interactive Studio, bazı isim hakkı sorunları nedeniyle Codemasters ile yollarını ayırdıktan sonra yeni savaş simülasyonunu “Armed Assault” (ArmA) ismiyle geliştirmeye başladı. Operation Flashpoint’in isim haklarını elinde bulunduran Codemasters ise oyunu kendi devraldı. Bu, bizim için bir bakıma daha iyi oldu çünkü iki oyun arasındaki rekabet, yapımcıları daha iyi bir oyun yapmaya, dolayısıyla bizim de daha kaliteli oyunlar oynamamızı sağlayacaktır.

Yeni başlayanlar için ArmA II

En baştan söylemeliyim ki ArmA II kesinlikle basit bir oyun değil, aksine ayrıntılarla donatılmış derin bir savaş simülasyonu. Diğer FPS’lerde olduğu gibi, klasik kontrollerle bodoslama savaş alanına dalıp düşmanlarınızı teker teker öldürmeyi düşünüyorsanız bu oyun size göre değil. Hayatınız tek bir kurşuna bağlı. Özel güçlerinizi, büyülerinizi ve sevgilinizi geride bırakın; savaşa gidiyorsunuz, askerler!
ArmA II’nin hikayesi, kurgu bir ülke olan Chernarus’ta geçiyor. Chernarus, daha çok bir MMORPG haritasının özelliklerine sahip. Şöyle bir bakarsak; 225 km2’lik gerçekçi arazi, 350 km’lik yol, 50’ye yakın irili ufaklı kasaba ve iki adet baraj, oyunun sahip olduğu haritayı kafanızda biraz olsun canlandırabilmeniz için yeterli olur sanırım. İçerisinde fabrikalarından tutun da gerçek uzaklıkları gösteren yol tabelalarına, şehirlerde normal yaşantısına devam eden insanlarından dağdaki keçisine kadar her şeyi düşünülmüş bir ülke. Sanırım şimdi, bahsettiğim gerçekçiliği hissetmeye başladınız. Oldukça büyük bir araziye sahip olan bu Sovyet ülkesinde, iç çatışmaları engellemek, demokrasiyi korumak ve istikrarı sağlamak üzere gönderilmiş ABD askerlerinden birini kontrol ediyoruz. (Bu detayla iyice gerçekçi hale geldi oyun. - Şefik) İlk başlarda emrimizde bulunan üç askerle görevden göreve koşturuyoruz. Gerçekten de bir hayli koşturuyoruz çünkü bahsettiğim bu uzaklıkları aşabilmek için her zaman araç bulamayabiliyor ya da bulsak da orman gibi arazilerde kullanamıyoruz. Neyse ki yapımcılar daha önceki oyunlarda da bulunan zaman hızlandırıcı bir opsiyon koymayı unutmamışlar. Böylece dört kata kadar zamanı hızlandırıp yer yer sıkıcı yolculuklardan bir nebze kurtulabiliyoruz.
Bir ABD askeri olduğumuza göre, bunun bütün nimetlerinden yararlanabiliyoruz. Tanklar, uçaklar, helikopterler, zırhlı araçlar, yerli halkın kullandığı araçlar (Bisiklet, motosiklet ve otobüs gibi.) ve botlar, kullanabileceğimiz araçlardan bazıları ve hepsinin kullanma yöntemleri ve zorlukları birbirinden farklı. Mesela bir jet ile yere çakılmadan oynayabilmeniz için hayli zaman harcamanız gerekiyor. Peki ya silahlar? Havan toplarından bazukalara, ağır otomatik silahlardan taktiksel çatışmalarda kullanılan susturuculu tüfeklere kadar oldukça geniş bir silah yelpazesine sahibiz.
Askerlerin psikolojisi oyuna güzel aktarılmış. Askerler gerek konuşmaları, gerekse hareketleri ile savaş öncesi ve sonrası gerçekten de bir şeyler olacakmış ya da olmuş hissine kapılmanızı sağlıyor. Genelde görevlere dört kişilik bir ekip ile katılıyorsunuz ve komuta sizde oluyor. Verebileceğiniz emirlerin çeşitliliği oldukça fazla. Emirler ve iletişim, “0”dan “9”a kadar olan bütün tuşlarda gruplanmış. Ayrıca daha basit olan emirlerin bulunduğu çabuk erişilebilir bir menü bulunuyor. Adamlarımıza gece görevlerinde gizlilikle saldırmalarını emredebilirken, büyük çatışmalarda yere yakın durmalarını söyleyebiliyoruz. Taktiğimizi belirleyip gruplara ayrılarak, arkamızda bıraktığımız adamımızın bizi korumasını sağlayabiliyoruz. Senaryoda ilerledikçe daha fazla askeri kontrol edebiliyoruz ve bu da bize daha fazla sorumluluk getiriyor. Her adamımızdan biz sorumluyuz ve takımımızdan bir kişi bile öldüğünde göreve yeniden başlamak zorunda kalıyoruz. Bu durum oyuna gerçekçilik getirse de çoğu zaman pek eğlenceli olmuyor. Hikayeyse çizgisel ilerlemiyor. Verdiğimiz kararlar oyundaki gidişatımızı etkileyebiliyor. Diğer yandan, aldığımız görevleri tamamlamak pek kolay olmuyor zira bazen açıklayıcı olmayabiliyorlar. Ulaşım, oyunun tadı tuzu olmuş diyebilirim. İsterseniz araçları kendiniz kullanabileceğiniz gibi, emrinizdeki askerlerden birine de kullandırabilir, kendiniz o sırada bir içecek almaya gidebilirsiniz. Fakat bilgisayarın başına döndüğünüzde aracınızı kaza yapmış ve askerlerinizi çatışmaya girmiş bulabilirsiniz çünkü düşman hattına yakın bölgelerde baskın yeme olasılığınız çok yüksek.


Gerçekçilik adına daha pek çok ayrıntı bulunuyor. Gece görevlerinde kullanacağımız gece görüş cihazını taktığımızda veya çıkardığımızda gözümüz alışıncaya kadar etrafı seçemememiz, yaralanan adamımızı güvenli bir yere çekip ilk yardım yapabilmemiz, kullanabildiğimiz araçların yakıtlarının, hasar derecelerinin ve cephanelerinin olması bunlardan bazıları. Ayrıca görevleri co-op olarak arkadaşlarımızla oynayabilmemiz, oyunun içinde bulunan editörle kendi görevlerimizi tasarlayabilmemiz ya da internetten diğer oyuncuların tasarladığı görevleri oynayabilmemiz, Armory isimli bölüme girerek oyundaki her şeyi test etme ve çeşitli ufak görevleri yapma şansımızın olması ve daha pek çok ayrıntı, ArmA II’yi eşsiz kılıyor.
Bütün bu anlattıklarımı iyi grafikler ve rock ağırlıklı müziklerle birleştirirsek ortaya iştah kabartan bir portre çıkıyor. Grafikleri için ekran görüntülerine bakın ve kendiniz karar verin. Ortalamanın üzerinde olduğunu söyleyebilirim; tabii ki bütün bu ayrıntılarla başa çıkabilecek bir sisteme sahipseniz. Çünkü ArmA II, bilgisayarı çok yoruyor. Özellikle oynamaya başlamadan önce görüntü ayarlarını değiştirerek en iyi performans / kalite oranını bulmanızı öneririm.
Büyük oyun ve büyük sorunlar

Her şey buraya kadar çok güzel ve kusursuz gibi fakat şimdi bütün hevesinizi yok edecek konulara gelelim. Oyun, bir an olsun peşinizi bırakmayacak hatalarla dolu. Yapay zeka bazen öyle davranışlar sergiliyor ki oyunu kapatıp şöyle bir hava almaya çıkmak istiyorsunuz. Askerinize araca binsin diye emir veriyorsunuz fakat o da ne, ileriden dolanıyor da geliyor ya da zikzak çizerek ilerliyor. Bir tane aracı doğru düzgün kullanan birini görmedim oyun boyunca. Askerler sanki ne yapacaklarını bilmiyorlarmış gibi bir kararsızlık söz konusu. Çatışmanın ortasında önünüzden geçiyor ya da kendilerini öldürtüyorlar. Tam tersi de düşmanlar için geçerli. Fazla iyiler ve size sıkıntılı anlar yaşatıyorlar.
Diğer sorunlar, bahsettiğim güzellikler için katlanılır fakat yapay zeka ve animasyon sorunları bütün oyun zevkinizi sömürmeye yetebiliyor. Yapay zekanın beğendiğim yönü ise her zaman aynı tepkiyi vermiyor olması. Karşılaşacağınız düşmanınız her seferinde farklı yollar kullanıyor ve farklı davranışlarda bulunuyor. Bir diğer eksi sayılabilecek özellik ise komut sisteminin karışık olması. Alışmak zamanınızı alacaktır. Düşmanların sizi bazen gerektiğinden fazla zorlaması, tek kayıt yerinizi yanlış yerde kullanmanız halinde bütün görevi en baştan yapmanıza ya da bir önceki checkpoint’e dönmenize sebep olabilir. Umuyoruz ki yapımcılar, yeni yamalar üzerinde şu an çalıştıklarından daha sıkı çalışırlar ki ArmA II unutulmaz bir oyun haline gelir.
Savaş simülasyonu ve gerçekçilik arayanların kesinlikle es geçmemelerini önerdiğim ArmA II, keşke biraz daha hatasız çıkmış olsaydı da karar vermek için Operation Flashpoint 2: Dragon Rising’i de beklemek zorunda kalmasaydık. Yine de ArmA II, gerek ayrıntıları, gerekse gerçekçiliği ile savaş atmosferini bizlere başarılı bir şekilde aktarıyor.
7,3