Yeni nesil ibaresi adı altında çıkan oyunlara göz attığımızda, aslında birçoğunun bu sıfatın altında ezildiğini görebiliyoruz. Video oyunlarındaki evrimi sadece görsel olarak algılayan yapımcıların önümüze sunduğu tatsız, tuzsuz yemekler gün geçtikçe artıyor ve ne yazık ki ömürleri de fazla olamıyor. Peki, bu milyonluk konsol ve donanım satışlarının nedeni nedir diye sorduğumuzda ise, bize uzaklardan, tanıdık bir isim yanıt veriyor ansızın "Tamam, biraz daha sabredin, gerçek yeni nesle çok az kaldı" � Atari.

Alone In The Dark(AITD) her ne kadar macera/korku türünü bizlere sunan ilk yapımlardan biri olsa da, ne yazık ki zaman içerisinde Silent Hill ve Resident Evil gibi her sene kendisini yenileyen yapımlar altında ezilmekten kurtulamadı. O eski tadı yaşamış, ilkleri oynamış olanların içinde ise hep bir beklenti vardı. Bu beklentileri Atari duymuş olacak ki, şapkanın altından hiç beklemediğimiz güzellikte bir şey çıkardı. 'Bu güne kadar yaşadığınız tecrübeleri unutun' gibi çok iddialı bir sloganla yola çıkan firma, geçtiğimiz aylarda yayımladıkları teknoloji videoları ile aslında hiç de yanılmadıklarını gösterdiler. AITD nerdeyse tamamlanmak üzere ve birkaç ay içinde PC, Xbox 360 ve Playstation 3* sahipleri ile buluşacak. Biz de tüm bu video ve yapımcı vaatlerini toparlayarak ufak bir izlenim hazırladık, bakalım neler var elimizde.

Sanal ile gerçek arasındaki yedi farkı bulunuz

Yazıda hikayeden çok, oyun içinde neler yapabileceğimizden bahsedeceğim. Ama yine de birkaç cümle değinmekte fayda var. Serinin değişmez karakteri Edward Camby yine kontrolümüzde olacak. New York City'de yaşamaya başlayan Camby ile Central Park'da yaşanan esrarengiz olayları çözmeye ve her zamanki gibi hayatta kalmaya çalışacağız. Yalnız bu sefer karşılaşacağımız düşmanlar sadece beyinsiz zombiler değil. Gerçek hayatta bize tehdit oluşturabilecek herhangi bir element, AITD dünyasında da düşmanımız olacak. İleriki paragraflarda ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

AITD'ı türevlerinden ayıran ilk özelliği artık herkesin dilinde olan gerçek zamanlı fizikleri ve çevre tepkimeleri. Kısaca şöyle açıklayayım; Gerçek hayatta ne yapabiliyorsanız, oyunda da aynısını yapabilme imkanına sahipsiniz. Tabii ki sınırlamalar olacak ama o sınıra gelene kadarki gördükleriniz bile sizi şaşırtmaya yetecek. Bu güne kadar birçok yapımda fiziklerin ne kadar önemli bir etken olduğunu gördük. Pek ilgi çekemese de benim şahsi favorim Penumbra�da çevre etkileşimini oyuncuya bırakarak, kısıtlı olsa da neler yapılabileceğini gösterdi. Şimdi ise gerçek anlamda bir basamak atlama ile karşı karşıyayız. Eğer Eden Games her şeyi kararında tutmayı başarırsa, gelmiş geçmiş en iyi oyunlardan biri ile karşılaşabiliriz.

Dediğim gibi, evimizde sürekli kullandığımız eşyalarla neler yapabiliyorsak, AITD'de birçoğunu yapabileceğiz. Elinizde bir tava mı var? En güçlü silahınız olabilir isterseniz. Islak bir şey mi taşıyorsunuz? Üstünüzün ıslanacağını unutmayın. Yolunuzu kapayan herhangi bir cisim yanabiliyorsa, durmayın yakın. Biraz güçsüz gözüküyorsa, sert bir cisimle vurarak kırın veya geçebileceğiniz bir boşluk yaratana kadar eğin. Geçmenize izin vermeyen bir elektrik kablosu mu var? Şalterden kapatın ya da elinizdeki yalıtkan bir cisim ile hafifçe kenara alın ya da düşmanlarınıza karşı döndürerek bir silah haline getirin vb. Elinize geçecek olan fırsatların sayısını tahmin bile edemezseniz. Yeter ki hayal gücünüzü iyi kullanın.





Sistemin temelinde her cismin birkaç işlevinin olması yatıyor aslında. Bir yangın söndürücüsü aldınız diyelim. İsterseniz size zarar verecek bir alevi söndürebilirsiniz, normal olarak. Ama diğer yandan, AITD'ın eşsiz dövüş sistemi sayesinde bir silah olarak da kullanabilirsiniz. Bu sistem Penumbra'yı oynamış olanlara yabancı gelmeyecektir aslında. Elimizde taşıdığımız herhangi bir cismi savurma kontrolü tamamen oyuncuda olacak. Daha da anlaşılır bir şekilde söylemek gerekirse, 'press mouse 1 to attack' geçmişte kaldı. Vereceğiniz hasar, o cismi ne kadar hızlı veya yavaş savurduğunuza bağlı. Yukarıda bahsettiğim elektrik kablosu durumunda hafifçe sağa veya sola almamız yeterli olurken, güçlü bir düşmanı ya da düşmanları yere sermek veya tahta bir kapıyı kırmamız gerektiğinde yapmamız gereken hamlenin çok daha hızlı ve sert olması gerekecek. Bir macera oyunu için sanırım bundan daha iyi bir seçim olamazdı.