Bu oyun ağrısı, sol omuzda hafif sızı, sol elde uyuşukluk ve gözlerde yorgunluk. Tüm bu olumsuzlukların nedeninin ufak ekranlarda zıplayan, hoplayan karakterlerin olabileceğini inanın tahmin bile edemezdim. Tecmo'nun uzun zamandır beklenen ve bizi yayımladıkları demo ile oyalayan Ryu Hyabusa�ın Dragon Sword macerası en sonunda NDS için özel olarak piyasaya çıktı ve bir çırpıda bitirildi. Tabii bu 'bir çırpı' sürecinin tahmin edilenden kolay ve kısa oluşu bizleri biraz üzdü.

Storm*

Dragon Sword'u oynamaya başladığınızda ilk dikkat çeken şey NDS'nin yan tutulma zorunluluğu ve oynanışın %99 gibi bir oranının sadece kalemimize dayalı oluşu. Bu düzenin gerçekten çok iyi işlediğini söylemek zorundayım. Sağ ekranın (normalde alt ekran) dikey olarak kullanılması kamera açılarının ve görüşün çok daha geniş olmasına olanak sağlamış. Sol ekranda bulunan harita ise yine dikey tutulduğu için yeterince büyük ve detaylı hazırlanmış. Oynanışın sadece kalemimize endekslenmesi ise şaşırtıcı derecede sağlıklı ve etkili bir seçim olmuş. En basit yürümeden, en karmaşık gibi görünen kombolara kadar her şeyi, NDS üzerindeki herhangi bir tuşa ihtiyaç olmadan yapabiliyoruz. İstediğimiz yöne gitmek için, o yöne doğru kalemimizle dokunmamız yeterli oluyor. Aynı şekilde zıplamayı da yukarıya doğru bir çizgi çekerek hallediyoruz. (Çift-zıplama için iki çizgi). Saldırılar ise yine aynı temele bağlı. Düşmanların üzerine çektiğimiz her çizgi Ryu�un saldırmasını sağlıyor. Oyun süresince öğrendiğimiz çeşitli komboları da bu doğrultu da gerçekleştiriyoruz. Hepsi fazlasıyla basit ve eğlenceli. Sadece karakterimizin korunması için kolayımıza gelen herhangi bir tuşa basmamız gerek.

Oynanışın verdiği bu güven ile birlikte bize anlatılmak istenen hikayeye de daha rahat odaklanıyoruz. Oyun içi sinematiklerinden çok iki ekrana da dağıtılmış çizgi-roman tarzı resimlere dayalı bir hikaye anlatımı benimsenmiş Dragon Sword için. Ryu�un fazlasıyla değer verdiği Momiji adlı bir Ninja�ın başına gelenleri konu alan olaylarda bizim amacımız temel olarak onu kötülerden kurtarmak. Tabii ki bu basit kurtarma operasyonunun zamanla çok daha derinlere inişi, özellikle serinin eski oyunları ile bazı bağlantıların su yüzüne çıkışı hikayeyi çok daha anlamlı bir hale getiriyor. Tüm bu olan bitenlerin, türe yatkın bir oyuncu tarafından 6-7 saat içerisinde bitirilmesi ise ne yazık ki üzücü bir durum.

NDS'nin belki de yapımcıları en çok zorlayan tarafı (her konsolda olduğu gibi) sistemin zorlanması durumunda görüntülerin hissedilir derecede yavaşlaması. Örneklerini birçok oyunda gördüğümüz üzere gayet rahatsız edici bir durum. Tecmo, belki de bu durumdan uzak durmak için güzel bir seçim yapmış ve karakterler hariç tüm dünyayı 2B tasarlamış, aynı Onimusha'da olduğu gibi. İlk başta ufak bir tereddüt yaratsa da bu seçim, zamanla tasarım çeşitliliği ile bu korkunun yerini tebriklere bırakıyor. Toplamda 13 bölümden oluşan Dragon Sword�a piramitlerden buzullara, kalelerden lavlarla kaplı dağlara kadar birçok yer ziyaret ediyoruz. Hepsinin içinde barındırdığı mekanlar özenle hazırlanmış ve birbirlerinin tekrar etmeyecek şekilde düzenlenmişler. İçinde yer alan yaratıklar da yine o yöreye(!) uygun. Piramitlerde mumyalar gelirken, ormanda maymun-insan tarzı düşmanlarla karşılaşmak mümkün. Düşman çeşitliliği açısından hayli tatmin edilir bir düzeyde. 3B olarak tasarlanan karakterler ise yeterli miktarda poligon sayısına sahip, göze batmayan güzellikteler. İşin en can alıcı noktası ise ekrana yansıyan animasyon başarısı. Karakterimiz Ryu'dan en pasif isme kadar herkesin oyun içindeki animasyonu takdiri hak eder cinsten. Fazlasıyla yumuşak, çevre ile uyumlu tepkiler veren ve karakter sayısı çoğalsa da kesinlikle hiçbir yavaşlamaya neden olmayan kusursuz bir güzellik. Özellikle bölüm sonu yaratıklarının tasarımları, büyük boyutlarının hakkını verir derecede başarılı. Tüm bunların yanında ekrana yansıyan diğer görsel efektler de yine üst düzeylerde.