Unreal Tournament'ı hatırlıyor musunuz? O hızlı ve dengeli aksiyonun pompaladığı adrenalini, heyecanı? Hangimiz unutabiliriz ki bunları... Bundan tam üç sene önce çıkan Unreal Tournament 2003'ün yapımcılarından bir oyun daha karşınızda: Pariah. Bakalım Unreal Tournament serisi ile yükseğe çekilmiş, Doom 3 ve Half-life 2 ile sınırı belirlenmiş beklentilerimizi Pariah karşılayabilecek mi?

Oyun ilginç sayılabilecek bir hikayeyle başlıyor. Siz (Jack Mason) tehlikeli bir virüse sahip bir mahkumu taşıyan uzay gemisindeki sağlık görevlisisiniz. İçinde bulunduğumuz hava aracı vuruluyor, bizim hikayemiz de burada başlıyor. Oyuna başladığınızda kendimizi, düşen uzay gemimizin parçaları arasında yolumuzu ararken buluyoruz. Ve oyunun başından sonuna kadar hissedeceğiniz "Ben burada ne arıyorum" hissi beliriyor. Açıkçası oyundaki hikayenin yapılacak başka bir oyuna saklandığını düşünüyorum, çünkü Pariah'ta bu hikaye hiç kullanılmamış. Bir bölümde gelişmiş bir askeri üssü basarken, diğer bölümde bir araçla "bir yerlere" kaçıyoruz. Oyunda belirli görevler var ama bunları neden yapıyoruz orası bir muamma. Tabii ara demolarda karakterler neyin nerede olduğunu, ne yapmaları gerektiğine bilmelerine rağmen, nedense bize anlatma zahmetine pek girmiyorlar. Daha çok aralarında "Bu binada bunu patlatmalıyız, sonra buradan kaçıp trene falan bineriz" türünden konuşan karakterlerin, kendilerine neden gibi basit bir soru sorulduğunda ne cevap vereceklerini gerçekten çok merak ediyorum.

Grafikler ise ne HL2 ve Doom 3 ile yarışabilecek kadar kaliteli, ne de yüzüne bakılmayacak kadar kötü. Bence asıl sorun bölüm tasarımları, bölümler birkaç istisna dışında çok köşeli ve tek düze planlanmış. Yeni nesil FPS'lerin değişik bölüm tasarımlarını gördükten sonra insan ister istemez kendini 2-3 yıl öncesinin oyunlarını oynar gibi hissediyor. Oyunda genel olarak şalterleri kapat, A noktasından B'ye git, gitmişken de red-key'i de getir gibi artık anlamsızlaşmış kombinasyonların dışına çıkamıyorsunuz. Aslında oyun genel olarak bu konuda çok da başarısız sayılmaz, haritalarda ilginç olaylar da mevcut. Bazen motoru aniden duran bir araçta üzerinize gelen Buggy'leri savuşturmaya çalışıyorsunuz, bazen de gerçekten ağırca ilerleyen bir asansörde, çevrenizi sarıp sizi çapraz ateşe tutan düşmanlarınıza karşı can savaşı veriyoruz. Asıl sorun bu ve benzeri olayların tüm oyuna yayılmamış olması.

Bir bakımdan böyle olmasında artık hantallaşan UT2004 motorunun etkisi de büyük, gelişmiş efektler ve görseller karşısında maalesef bu motor çok hantal kalıyor artık. Grafikler genel olarak başarlı olsa da, yeni nesil oyunlarla baş edebilecek güçte değil. Oyunda etkileyici bulduğum tek görsel özellik yüz animasyonları oldu. Karakterlerin yüzleri çok iyi modellenmiş ve konuşmalarla çok uyumlu hareket ediyorlar. Bunun dışında geri kalan modellemeler ve efektler ortalama seviyede, HL2 ve Doom 3 gibi "ağır abileriyle" boy ölçüşmesi maalesef mümkün gözükmüyor.