Korku temalı oyunların aynı noktada birleştikleri daimi unsur hiç kuşkusuz karanlık ve tenha mekânlardır. Yapılan araştırmalara göre bir insanı korkutmanın en iyi yolu ona yalnız olduğunu hissettirmektir. Bunun farkında olan yapımcılarda bunu en iyi şekilde kullanmaya çalışıyorlar. Karanlık ve tenha mekânlarda, birden karşımıza çıkan ne olduğu belirsiz şeyler elimizdeki kumandayı veya klavyeyi bir yerlere savurup atmamıza bile neden olabiliyor. Tabi bunu her oyun kolay kolay yaptıramaz. Bir kere oyuncuyu o atmosfere çekmesi, içine hapis etmesi gerekiyor.
Şu aralar çıkan korku temalı oyunlara baktığımda, bu işi en iyi yapan Alan Wake gibi görünüyor. Microsoft tarafından geliştirilen Alan Wake, gerek atmosferi, gerek konusu, gerekte yapısıyla, sizi korkutmayı son derece iyi başarıyor.


Alan Wake, ilk olarak PC, PS3 ve XBox360 için duyurulmuştu. Fakat sonradan Microsoft, Alan Wake’in sadece XBox360’a özel olarak geliştirildiğini, diğer versiyonlarının iptal edildiğini duyurdu. Alan Wake’in, normal bir ilerleyiş yerine dizi tadında bir senaryoya sahip olacağı belirtilmişti. Oyuncular bu açıklamayı ilk duyduğunda pek bir anlam veremese bile, Alan Wake’i oynadıktan sonra, Microsoft’lu yapımcıların ne demek isteğini çok iyi anladıklarına eminim.


Dizi Tadında Oyun Deneyimi


İncelememize öncelikle, Microsoft’un bahsettiği bu dizi tadında oyun tanımından başlayalım. Alan Wake’te aynı bir dizi gibi bölümlerden oluşuyor. Her bölümün kendine has bir ismi var. Eee bu her oyunda zaten vardı diyebilirsiniz. Alan Wake’te olup diğer oyunlarda olmayan ise bölüm özetleri. Alan Wake’te bir bölümü bitirip bir sonrakine geçtiğinizde, ekrana Alan Wake’te geçen bölümde yaşananlar şeklinde bir yazı geliyor ve geçtiğiniz bölümlerin kısa bir özetini sizlere gösteriyor. Daha sonra ise yeni bir bölüme başlıyorsunuz. Hemen belirtelim, Microsoft, Alan Wake için yeni bölümlerinde yolda olduğunu, bunların zamanla oyunculara sunulacağını söylemişti. Yani aynı bir dizinin yeni bölümünü bekler gibi, Alan Wake’in de yeni bölümlerini sabırsızlıkla bekleyeceğiz. Bakarsınız Microsoft işi iyice abartır ve her hafta Alan Wake’in yeni bir bölümünü yayımlar. İşin ihtimal tarafı bir yana, Microsoft bu dizi- oyun kavramıyla oyun dünyasına farklı bir soluk getirmişe benziyor. Şimdi bu kavramları bir tarafa bırakıp oyunumuzun özüne, Alan Wake’in karanlık dünyasına girmeye hazır olun. İşte Alan Wake’in karanlıklar içinde kalan öyküsü…

Korkutucu Olan Nedir? Karanlık mı? İçindekiler mi?



Alan Wake, ünlü bir yazardır. Kahramanımız, gayet iyi eserler ortaya koymuş olmasına rağmen son zamanlarda gördüğü kâbuslarında etkisiyle, hiç bir şey yazamayacak duruma gelmiştir. Bu durumdan kurtulmak için karısını da alıp kafasını dinleyebileceği, ormanın ve denizin birleştiği bir yer olan Bright Falls’a gider. Alan Wake’in buraya gelmesiyle beraber çevresinde bir dizi esrarengiz olaylarda dönmeye başlar. Bir arkadaşından ona kiralık ev bulmasını rica eden Alan, arkadaşının yanına gittiğinde, yaşlı ve esrarengiz bir kadın, ona arkadaşının işinin çıktığını söyleyerek kiraladığı evin anahtarını verir ve yerini tarif eder. Alan Wake, eşini de alarak yaşlı kadının tarif ettiği eve gider. İlk başta her şey yolundadır. Ta ki eşi Alan’a kötü bir sürpriz yapana dek. Alan’ın uzun zamandır bir şeyler yazamadığının farkında olan Alice, eşine bir daktilo getirmiştir. Alan bu daktiloyu gördüğünde ise çılgına döner ve evi terk eder. İşte tam bu esnada olaylar patlak verir. Eşinin çığlıklarını duyan Alan hızlı adımlarla eve geri döner fakat içeri girdiğinde eşinin esrarengiz bir şekilde ortadan kayboluşuna tanıklık eder.

İşte bu noktadan sonra Alan Wake’in korku dolu serüveni başlamış olur. Oyunu oynarken size tavsiyem fazla mantık aramamanız. Özellikle oyunun başlarında. Ya bu adam buraya nasıl geldi, neden buradayım gibi sorulardan uzak durun. Sabredin, zira oyunun ilerleyen bölümlerinde bütün sorunuzun cevaplarını bulacaksınız. Alan Wake’in hikâye kurgusu gerçekten çok karışık. O yüzden oyunun başından, sonunu tahmin etmeye çalışmanız çok yersiz olacaktır.


Taken…




Oyuna klasik olarak bir eğitim turuyla başlıyoruz. Bu turda Taken adlı şeyleri nasıl öldürebileceğimizi, silahımızı, fenerimizi ve diğer ekipmanlarımızı nasıl kullanacağımızı öğreniyoruz. Sözü gelmişken, Taken dediğimiz şey, karanlığın ele geçirdiği insanları temsil ediyor. Bu insanlar yani “taken”lar karanlığın içindeyken hiç bir şeyden etkilenmiyorlar, zarar görmüyorlar ve çok hızlı hareket edebiliyorlar. O yüzden onları öldürebilmemiz için öncelikle karanlığın içinden çıkarmamız gerekiyor. Bunun içinde feneri üzerimize doğru gelen “taken”a doğru tutuyoruz ve bir takım parlamalarla “taken”ı karanlığın içinden çıkarıp, silahımızla vurarak öldürüyoruz. “Taken”ları karanlıktan çıkarmak için birden fazla seçeneğe sahibiz. Oyunun başlarında bu işi sadece elimizdeki fener aracılığıyla yapabilirken, biraz ilerledikten sonra ise, flashbang ve işaret fişeği gibi ışık saçan cisimleri de kullanabiliyoruz. Tabi bu tarz aşırı ışık saçan cisimleri toplu saldırılara karşı kullanmamız bizim açımızdan daha iyi olacaktır. Çünkü “taken”lar üzerimizi 4-5 kişi birden saldırdığında elimizdeki fenerle onları karanlıktan çıkarıp teker teker avlamak bir hayli zor oluyor. Az öncede bahsettiğim gibi, çok hızlı hareket ettikleri için bazen sorun çıkartabiliyorlar.

Oyunda ilerledikçe yeni silahlar ve daha güçlü fenerlere sahip oluyoruz. Ayrıca, yolda önümüze çıkan jeneratörleri çalıştırarak yaydıkları ışıktan da faydalanabiliyoruz. “Taken”lar ışık olan yerlere gelemiyorlar, gelseler bile karanlıktan kurtuluyorlar, böylece onları bir iki kurşunla haklayabiliyoruz. Alan Wake’te hemen hemen her bölümde silahlarımızı baştan toplamamız gerekiyor. Yani, oyunda bir sonraki bölüm için pil ve cephane biriktirmeye çalışmayın. Zaten yolumuza öyle bol miktarda envanter çıkmıyor. Yani bir bölümde ele geçirdiğiniz mermiler size ucu ucuna yetiyor. Eğer çok sık ateş ederseniz, bölümün ilerleyen kısımlarında “taken”larla karşılaştığınızda kaçmaktan başka şansınız kalmıyor. Neyse ki “taken”lar bir noktadan sonra sizi takip etmeyi bırakıyorlar.


Karanlığın Gücü




Alan Wake karanlığın tek ele geçirdiği şey insanlar değil. Karanlık aynı zamanda nesnelere de hükmedebiliyor. Bir anda sürücüsü olmaya koca bir iş makinesi sizin üzerinize doğru gelebiliyor. Bu gibi durumlarda bir köşeye sığınarak fenerinizle bu nesneleri etkisiz hale getirmenizi öneririm. Yoksa kısa sürede ölüyorsunuz. Karanlığın hükmettiği nesneler, insanlardan daha tehlikeli. O yüzden dikkatli olun. Canınızı doldurmak için ise bulduğunuz bir ışığın altında birkaç saniye beklemeniz yeterli oluyor. Normalde de canınız kendi kendine doluyor fakat bu yavaş yavaş oluyor. Bir ışığın girdiğinizde hızlı bir şekilde doluyor. Aynı şekilde fenerinizin bataryası da kendi kendine yavaşça doluyor. Bir “taken”ı etkisiz hale getirmek için fenerin gücünü ona yoğunlaştırdığınızda ise biten bataryanın dolmasını beklememek için yenilerini takıyorsunuz. Alan Wake’te bu şekilde hayatta kalmaya çalışıyorsunuz.

Alan Wake’in son derece etkileyici bir atmosferi var. Oyunu oynarken gerilimi ve korkuyu iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz. Bu da zaten yapımcıların amaçlarına ulaştığını gösterir. Ormanda dolaşırken duyduğumuz garip sesler, çığlıklar, karanlığın içinden çıkan insan bozması canlılar, hepsi Alan Wake’i yolundan caydırmaya yetebilecek güçteyken, o fenerinden aldığı güçle karısına kavuşmak için karanlıkla olan mücadelesine devam ediyor. Her şey bir kenara, oyun bittiğinde gerçekten çok şaşıracağınızı belirtmek isterim. Gerçi macera bu 6 bölümlük oyunla son bulmayacak. Microsoft, Alan Wake için yeni episode’lar yani bölümler geldiğini belirtti. Dediğim gibi, Alan Wake dizi tadında bir oyun. Bakalım, kaç bölüm daha gelecek.


Genel Yorum


Alan Wake, bana göre şu ana kadar korku-gerilim türü üzerine yapılmış en iyi yapımlardan biri. Gerek görsel, gerekte ses yönünden son derece kaliteli bir yapım. Oyundaki çevre detaylamaları muazzam derecede. Ormanda ansızın bastıran sis, ortaya çıkan kara fırtınalar vs. hepsi göze çok hoş geliyor. Alan Wake ses ve müzikleriyle de sizi oyunun bir parçası yapmayı başaran bir yapım. Yazımda da bahsettiğim gibi, korku ve gerilimi iliklerinize kadar hissetmenizi sağlıyor. Sonuç olarak, gerilim ve korku türündeki yapımları seviyorsanız, Alan Wake’i kaçırmayın derim. Eğer ufak tefek kalp sorunlarınız varsa bu oyundan uzak durmanızı tavsiye ederim :) Unutmayın… Herkes oyun oynar!