“Yaşamak istiyorsan öldürmek zorundasın.” kavramıyla bizi karşı karşıya bırakan çoğu zamanda gerçek ve sanal dünyada sık sık gidip gelmemizi sağlayan bu ateşli serinin dördüncü ayağıyla birlikteyiz. Aslında sorulması gereken soru şu.
”Acaba gerçekten bir oyun mu?" Bu sorunun cevabı için beş karakterli bir kelime yeterli.”HAYIR”..



Çünkü Call of Duty serisinin bütün oyunlarında olduğu gibi saklandığınız yerin herhangi bir yerinden vücüdunuzun herhangi bir uzvunu yada meraklı bakışlarınızı barındıran kafanızı çıkartmak bu seride de pek de akıllı bir davranış olmuyor. Activision firması serinin bu dördüncü ayağında da son derece gerçeğe yakın bir iş çıkartmış. Hatta çoğu zaman sanal dünya ile gerçeklik arasında gidip geldiğimizde oluyor. Bununda en büyük sebebi olarak üretici firmanın kullanmış olduğu oyun motoru ; serininin bu dördüncü oyununda çıtayı biraz daha yükseltmesinden kaynaklandığını söyleyebiliriz.
Gerek oyun tarzı olsun gerekse insanın üzerinde bıraktığı etkiler olsun o anda bir askerin yaşadığı psikolojiyi tamamen bize yaşatan bir seri ile karşı karşıyayız.. İlk serilerde Omaha plajından tutun rusyanın dondurucu soğuna kadar her türlü ortamda yaşam kalım savaşı verdiğimiz gibi modern dünyanında acımasız ortamında birden buluverdik kendimizi.
Aslında böyle bir tarihsel sıçrayışın pekde akıllı bir davranış olmayacağı kanısındaydı çoğu kişi. Fakat bunu o kadar profosyonelce ve ustalıkla yansıttıki activision firması oyun piyasaya sürülmeden önce resmi sitede ve yerel sitelerde yayınlanan trailerlar ile bununun sinyallerini tüm COD hastalarına veriyordu. Ve beklenen tarih geldi.


Bizde hemen oyunumuzu kurup masaüstündeki kısayolumuza tıklıyoruz. Karşımıza eski modlardan daha kullanışlı vede sade bi tasarım ile yapılan karşılama ekranı çıkıyor. Öncelikle hatırlatmak istiyorum. Oyunun en son çıkan yamalarını yüklemeniz gerek sizin mutluluğunuz ve sisteminizin mutluluğu açısından.


Burada en çok kurcalayacağımız yer grafik ayarlarının olduğu bölüm. Bazı sistemlerde diğer modlarda olduğu gibi optimal ayarlar ile başlamanızı önermiyorum. Çünkü bazı sistem aygıtlarında oyun sisteminizi en düşük çözünürlüğe göre ayarlıyor. Bu yüzden seviyeyi medyumda tutuyor ve oyuna giriyoruz.



Oyuna girdiğimizde ilk gözümüze çarpan eski ikinci dünya savaşı mekanları yerine tamamen modern Irak , Rusya ve ABD üçgeninde senoryomuzun geçmesi. Oyunda , eş zamanlı olarak , ya İngiliz SAS timinin üyesi “Soap”Mac Tavish’i ya da Amerikan Deniz piyadeleri üyesi Paul Jackson'u kontrol ediyoruz. SAS bölümlerinde gizlilik ön planda iken ; Amerikalı olduğumuzda çatışmanın göbeğinde buluyoruz kendimizi.Temadan bahsettikten sonra birazda grafiklerden bahsetmek istiyorum..


Çevredeki bitki zenginliği olsun , fırlayan vede vucudunuza isabet eden şarabnel parçaları , patlayan araçlardan fırlayan demir parçalar olsun çok gerçekçi bir şekilde yansıtılmış. Ayrıca partüküller ve kan effektlerinin büyük bir titizlik ile hazırlandığı belli oluyor. Burada küçük bir not düşmekte fayda var. Oyunun atmosferinden en yüksek verimi almak için gerek ses olsun gerekse grafik iyi bir ekipman ile oynamanızı öneririm. Çünkü bu tip ekipmanlar ile bu ürün oyun kategorisinden sıyrılıp HD bir film izliyor havası veriyor. Bu açıdan çok acemice atılan adımlar geri dönüşü olmayan hareketlerin başında geliyor. İlerleyen bölümlerde adım atmayı bile 4 defa düşünmeniz bir hayli neden bulmanız mümkün.


Kısacası hiç beklemediğiniz anda ölümün o soğuk nefesini yüzünüzde hissetmeniz kaçınılmaz oluyor.. Bu nefesi hissettiğinizde ve bu anı yaşadığınızda oyunun tekrar yüklenmesi esnasında genel kültür seviyenizi yükseltmek amacıyla özel olarak hazırlanmış bilgilerde mevcut. Oyun içinde kullanılan ekipmanlar bire bir gerçeğine uygun olarak hazırlandığı için silahların kullanım şekilleri hakkında da bilginiz oluyor. Bu oyunda da göreceğimiz yeniliklerden biride “Ragdoll” sistemine geçilmiş olması. Bu sisteme ; vurduğunuz düşmanın vurulduğu andaki gerçek insanların vereceği tepkinin aynı olması efekti yansıtan bir özellik de diyebiliriz. Koşmakta olan birini vurduğunuzda tıpkı gerçek bir insanın yaptığı gibi ilk önce tökezliyor ve ardından ise yere seriliyor. Bu aşamada inanın çok gerçekçi bir ambians ile karşı karşıyasınız. Ayrıca patlattığınız araçlar her seferinde aynı şekilde parçalanmıyor. Her patlattığınızda farklı bir şekilde patlıyor. Buda oyunda öne çıkan güzel bir özellik. Oyunda dikkatli olmanızı gerektirecek unsurlardan biride öldü diye bıraktığınız birinin yerden hafifçe doğrulup son mermisi ile sizi vurması. Gerçekten bu açıların oyuna son derece güzel bir şekilde entegre edilmesi serinin bu dördüncü oyununu diğer bölümlere nazaran oynanmasını en az 2-3 kat daha gerektiriyor.
Ses olayından aslında COD’da fazla bahsetmeye gerek yok diye düşünüyorum. Çünkü Activision firması COD ilk bölümünden bu yana sese gerçekten önem veriyor. Yukarıda da bahsettiğim gibi iyi bir ekipman yani iyi bir ses kartı ve surround destekli bir sistem ile bu oyunu yaşamanız mümkün. Bu sayede sesi duyan arkadaşlarınızın “Hey yeni mi bu film ?” gibi sorular ile hemen yanınızda belirmesi de muhtemel.

Oynanabirlik kısmına gelince ; bu oyunu oynarken son derece kendinizi baskı altında bulmanız mümkün. Çünkü sizi bekleyen keskin nişancılar olsun , özel eğitimli adamlar olsun ve her seferinde başka başka yerlerden çıkan sürpriz hediye paketi gibi C4 ler var. Bunların çok fazla önemi yok benim için dediğiniz bir anda harekete geçiyorsunuz ve görevinizi yerine getirmek için bir sonraki hedefe doğru hızlı bir şekilde askeri bilginizide kullanarak ilerliyorsunuz. Ama bunu bilen sadece sizin olmadığınızı farketmeniz çok fazla zaman almıyor. Sizi bekleyen bir sniper mermisi “kurşun adres sormaz ki” sözünü size hatırlatıyor. Bacağınızdan sıcacık birşeyin geçtiğini anladığınız anda yukarıda bahsettiğim "Rugdoll" sistemi devreye girerek ilk önce tökezliyor ardında yeni kesilen bir ağacın devrildiği gibi tozların arasına gömülüyorsunuz. Ve takım arkadaşlarınızın sizi ordan almasını büyük bir sabırsızlık ile bekliyorsunuz. Single playerin ardından birazda çoklu oyuncu desteğinden bahsetmekde fayda var sanırım.


Çoklu oyuncu desteğinde bizi 6 grup karşılıyor. Bunları sırasıyla tanıyacak olursak ;

Team Deathmatch : Bildiğiniz takım bazlı deathmatch

Free-For-All : Herkesin tek başına olduğu deathmatch
Domination : Bayrak yarışıda dememiz mümkün. Asıl amaç bu modda çok fazla sayıda bayrak ele geçirip puan toplamak. En çok puan toplayan takım maçında galibi oluyor.
Sabotage : Haritada ki bombayı ele geçirip rakip takımın üssüne götürüp patlatmaya dayalı bir mod.
Headquarters : Amacınız haritadaki laptopu ele geçirip onu savunmaktır. Eğer x takımı laptopu ele geçirirse, y takımı laptopu bulup imha etmek zorundadır. X takımı laptopa sahipse, takımdaki oyuncuların round boyunca tek can hakkı olup,
Y takımı belirli süre aralıklarıyla tekrar spawn olabilmektedir.
Takımlar laptopu ellerinde tuttukları sure boyunca puan alırlar.

Search and Destroy : Adındanda anlaşılacağı gibi bul ve yoket bölümü. Counter-Strike oynayan arkadaşların pekde yabancı olmadığı bu modda 2 ayrı takım bulunuyor. Bir takımın görevi bomba kurup patlatmak diğer takımın ise bomba kurmayı engellemek yada kurulu bombayı etkisiz hale getirmek.
Sıra çoklu oyuncu modunda oynadıkça kazanılan özellik olarak tanımlanabilecek perklere geldi. Bu perkler sayesinde seviye atlayabiliyor , silahlarımızı modifiye edebiliyoruz. Ve böylece eşi benzeri olmayan bir karaktere sahip olabliyorsunuz…