O gün Pelennor'da boruların sesleri ve orduların gümbürtüsü işitiliyordu. Şehir yanıyordu ve yıkıntıların ortasında ak bir süvarinin kapıda gölgeye karşı direndiğini görebiliyordu gözler.

Ve o anda Gandalf vücuduna büyük bir soğukluğun girdiğini hissedebiliyordu. Nazgûl'un karşısında eskinin Elf Kralları gibi duruyordu. Aynı Morgoth'un karşısındaki Fingolfin gibi cesur ve ihtişamlı. Gölge konuştu:


- Yaşlı ahmak, yaşlı ahmak. Umutların boşa çıktı. Yaşlı ahmak çekil yolumdan
Gandalf cevap verdi:
- Senin ve o efendinin sonu gelecek. Geldiğin yere geri dön.
İşte bu anda Şehrin avlularından bir horoz öttü. Ne savaşa ne büyücülüğe aldırış etmiyormuşçasına özgürce ötüyordu. Ve uzaklardan ona cevap verir gibi sesler duyuldu. Borular, borular, borular. Mindollouin'in çayırlarında donuk donuk yankılandılar. Kuzey'in koca boruları deliler gibi üfleniyordu. Rohan gelmişti sonunda.

Rohirrim, o anda aynı anda bir şarkıya başladı. Bir yandan biçtiler ve keyiflerine göre meydanı dolandılar. Zarif ve korkunç olan şarkılarının sesi Şehir'e bile varmıştı..

Bir karanlık saat çöktü. Tam da o anda Nazgûl, bineğinin üzerinde geldi ve ordunun üzerine bir çulla gibi çöktü . Gondorlu ve Rohanlı adamların arasına geçerek orduyu kara bir bıçak gibi ayırdı.

Sağ kanatta Prens İmrahil'in güçleri ve Gondor'un muhafızlarının bir bölümü tüm gayretiyle çarpışıyordu. Théoden daha kuşatmayı kıramamıştı ki Şişman Forlong Haradlı bir grupla çarpışırken kendi adamlarından ayrı düştü. Atından atlayarak tek başına ayakta durdu ve yüzyıllar önce Hûrin'in yaptığı gibi baltasının indirdiği her ork için "âure entuluva" diye haykırdı. Ama sonra yoruldu ve on kadar orkun baltasıyla biçildi.

Hemen biraz kenarda Edain reislerinden Mablung arkasından yediği bir Harad mızrağıyla düştü. Şehrin her yanında ağır kayıplarla insanlar kaybediyordu. Tüm umutlar yitirilirken Eomer küöük bir tepeciğe çıktı. Theoden'in bedeni sağ yanında yatıyordu ve "Ölüm" diye haykırdı...


ALINTI