Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Thorin Meşekalkan (2)

  1. #1
    Usta Oyuncu

    Üyelik tarihi : Jul 2009
    Mesajlar : 1.313
    Tecrübe Puanı 25
    Tecrübe Puanı Gücü : 26

    Standart Thorin Meşekalkan (2)






    Thrain oğlu Thorin 3. Çağ'ın 2746 yılında doğdu. Thorin, kardeşi Frerin ve kız kardeşi Dis ile birlikte, dedesi Thror'un yönettiği Yalnız Dağ'da yaşadı. Thror ayrıca Durin'in halkının da kralıydı.

    2770 yılında, Thorin genç bir cüceyken, Altın Smaug Yalnız Dağ'a saldırdı ve birçok cüceyi katletti. Bu sırada Thorin dışarıdaydı ve Thrain ile Thror gizli bir kapı kullanarak Yalnız Dağ'dan kaçmayı başarmışlardı; ama nasıl kaçtıklarını Thorin'e hiçbir zaman söylemediler.

    Thorin, ailesi ve bir grup cüce yıllarca evsiz dolaştılar. Hayatta kalmak için demircilik ve kömür madenciliği yaptılar. Kısa süreliğine Dunland'a yerleştiler.

    2790 yılında Thror Khazad-dum'u ele geçirmek için Moria'ya gitti, ama ork lideri Azog tarafından öldürüldü. Bunun üzerine Thrain bir ordu topladı ve Puslu Dağlar'ın orklarıyla savaşmaya gitti.

    2799 yılında Thorin Azanulbizar Savaşı'nda savaştı ve burada Meşekalkan adını kazandı. Çünkü kalkanı kırıldığında yerine bir meşe ağacının dallarını kullandı. Bu savaşta Thorin'in kardeşi Frerin öldürüldü. Cüceler savaşı kazanmalarına rağmen Khazad-dum'u ele geçirmediler, çünkü Durin'in Felaketi hala içeride dolaşıyordu.



    Azanulbizar Savaşı


    Thorin ve Thrain Eriador'u dolaşmaya başladılar ve 2802 yılında Mavi Dağlar'a yerleştiler.

    2841 yılında, Thrain altın bulma arzusuyla kendini tüketti ve Thorin'le vedalaşıp Yalnız Dağ'a doğru yola koyuldu. Ama Thrain hiçbir zaman Yalnız Dağ'a varamadı; Sauron tarafindan yakalanip Dol Guldur'da tutsak edildi. Gandalf onu orada bulduğunda adını bile hatırlamıyordu. Thrain Gandalf'a Yalnız Dağ'ın haritasını ve gizli kapının anahtarını verdi. Fakat Gandalf cücenin kim olduğunu bilmediğinden haritayla ne yapacağını bilemedi ve onu yıllarca sakladı.

    Thorin babasının kaderinden haberdar değildi. Balin ve Dwalin babasının Yalnız Dağ'a ulaşamadığına ve öldüğüne dair haberlerle dönünce, Thorin Durin halkının kralı oldu. Mavi Dağlar'daki koloni büyüdü ve Thorin'in liderliğinde zenginlikleri arttı.

    Yıllar geçtikçe, Thorin Yalnız Dağ'daki hazineye karşı istek duymaya başladı. İntikam almanın kendisinin görevi olduğunu düşündü. Buna rağmen bunu nasıl yapacağını bilmiyordu. Thorin kendini Gandalf hakkında düşünürken buldu. Ona danışmanın yararlı olacağını düşündü. Fakat Gandalf ile tanışmamıştı ve nerede bulacağını bilmiyordu.

    15 Mart 2941 yılında, Thorin bir geziden dönerken, Bree'deki Sıçrayan Midilli Hanı'nda Gandalf ile karşılaştı. Thorin Gandalf'ı Mavi Dağlar'daki konaklarına davet etti. Gandalf ise kabul etti, çünkü Gandalf Sauron'un Lothlorien ve Rivendell'e saldırırken kuzeyde büyük hasar vermesi için ejderhayı kullanabileceğinden korkuyordu.


    Thorin ve Gandalf Sıçrayan Midilli Hanı'nda



    Thorin'in fikri bir ordu toplamak ve Yalnız Dağ'a yürümek ve Smaug'u öldürmekti, ama Gandalf Thorin'in toplayabileceği hiçbir ordunun bunu başaramayacağını söyledi ve bu görevin gizlilik içinde yapılmasının daha iyi olacağını söyledi. Böylelikle, Gandalf Biblo Baggins adlı bir hobbiti gruba katmasını önerdi. Çünkü hobbitler gizlilik konusunda iyi olarak bilinirlerdi ve Smaug hobbit kokusuna yabancıydı. Cüceler Bilbo'yu iş arayan bir hırsız sandılar. Thorin ise bu konuda oldukça şüpheliydi, ama yine de Biblo ile tanışmayı kabul etti.

    Thorin on üç cüceden oluşan bir grup topladı. Kendi ve yeğenleri Fili ile Kili ile birlikte Balin, Dwalin, Bifur, Bofur, Bombur, Oin, Gloin, Dori, Nori ve Ori. 26 Nisan günü Hobbitköy'de Çıkın Çıkmazı adında, kapısı hırsızın burada bulunduğunu belirtmek için işaretlenmiş bir kovuk buldular.


    Gandalf Thorin'i gizlilik konusunda ikna ettiğinde ona Thrain'in Dol Guldur'da verdiği harita ve anahtarı verdi. Yine de Thorin, Bilbo'nun dahil olması konusunda ikna olmamıştı. Thorin Gandalf ile uzun uzun bu konuyu tartıştı. Gandalf bu görevin Bilbosuz başarsızlığa uğrayacağını belirtti ve Thorin'i ikna etmeyi başardı.



    Ertesi gün grup Subaşı'ndaki Yeşil Ejdarha hanında toplandı ve Bilbo'nun gelmesiyle yola koyuldular.

    Trollbükü'nde, grup Tom, Bert ve William adlı üç troll tarafndan yakalandı. Thorin onlarla mücadele etmeye çalıştı ve Bert'i yanan bir dal ile yaraladı, ama troller onu ele geçirmeyi başardı. Gandalf bir troll gibi konuşurak onları kandırdı ve şafağa kadar tartışmalarını sağladı. Şafakta troller taşa dönüştü. Thorin trollerin ininde muhteşem bir kılıç buldu. Grup Rivendell'e vardığında, Elrond bu kılıcın Gondolin'de yapılmış olan Orcrist, Goblin Doğrayan (ya da golbinlerin taktığı adla: Isıran), olduğunu söyledi.




    Puslu Dağlar'ı aşarken grup bir mağarada goblinler tarafından yakanlandı ve Ulu Goblin'in önüne çıkarıldı.


    O bir yalancı, ey hakikaten muazzam kişi! dedi tutsakları güdenlerden biri. Bu yaratıkları aşağı davet ettiğimizde halkımızın birkaçı mağarada yıldırım çarpmasına uğradı ve taşlar kadar cansızlar. Hem bunu da açıklamadı!` `

    Ulu Goblin kılıca baktığında feci bir öfke çığlığı kopardı ve bütün askerleri dişlerini gıcırdattılar, kalkanlarını birbirine çarpıp ayaklarını yere vurdular. Kılıcı anında tanımışlardı. Kılıç zamanında, latif Gondolin elflerinin onları tepelerde avladığı veya surların önünde savaşa tutuştuğu zamanlarda yüzlerce goblinin canını almıştı. Ona Goblin-doğrayan anlamına gelen Orcrist ismini vermişerlerdi, ama goblinler kılıcı basitce Isıran olarak anardı. Kılıçtan nefret ederlerdi onu taşıyandan ise daha çok.


    ----------------------------------------------------------
    Hobbit



    Bu sözlerden sonra Gandalf ortaya çıktı ve onları kurtardu, ama kurtardıkları arasında Bilbo yoktu...



    Ulu Goblin


    Yollarına devam ederken grup warglar tarafından saldırıya uğradılar ve kartallar tarafından kurtarıldılar.

    Grup, Gandalf tarafından deri değiştirici Beorn'un evine götürüldü. Burada Beorn tarafından ağırlandıktan ve midilli verildikten sonra, grup Kuyutorman'a doğru yola çıktı. Bu noktada Gandalf onlardan ayrıldı.



    Beorn


    Grup elflerin kullandıkları ışıkları takip ettiler ve izlemeleri gereken yoldan ayrıldılar, ama her yaklaştıklarında ışıklar gitti ve elfler kayboldu. Üçüncü denemede Thorin yakalandı. Orcrist ondan alındı ve Thorin Elf Kralı Thranduil'in önüne çıkarıldı. Thorin orada bulunma amaçlarını açıklamayı reddedince tutsak alındı.



    Tutsak Thorin


    Tutsak geçirdiği günlerden sonra, Thorin Thranduil'e görevlerini söylemeyi düşündü. Ama Bilbo bir kaçış planıyla ortaya çıktığında, Thorin'in ona olan saygısı ve sevgisi artmaya başladı. Bilbo cüceleri boş fıçılara koyarak onları Göl kasabasına götürmeyi başardı.

    Thorin Göl kasabasının Efendi'sine Dağaltı'nın Kralı'nın varisi olduğunu ve krallığını geri almaya geldiğini söyledi. Göl kasabasından midilli ve erzak alarak Yalnız Dağ'a doğru yola koyuldular.

    Durin'nin Gününde, Bilbo haritanın üzerindeki bilmeceyi çözdü ve Thorin gizli kapıyı anahtarla açtı. Thorin Bilbo'ya hırsız olarak ödülünü kazanmanın zamanının geldiğini söyledi. Bilbo Smaug'un ininden bir kase getirdi ve ejderha büyük bir öfkeyle dağdan dışarı çıktı. Thorin gruptaki herkesi güvenli bir şekilde gizli geçide soktu. Ertesi gün, Bilbo Smaug ile konuştuktan sonra, ejderha Göl kasabasına saldırdı. Kasaba yok oldu, ama Smaug Bard tarafından tek okla öldürüldü.


    Duirn Günü



    Bard ve Ardıçkuşu


    Smaug'un ölümünden habersiz olan grup Smaug'un inine girdi ve ejderha tarafından ele geçirilmiş hazineleri buldu. Thorin, kendi için altın bir zırh ve gümüş bir balta aldı ve Bilbo'ya muhteşem bir Mithril zırh verdi. Ama Thorin en çok aradığı hazine olan Arkentaşı'nı bulamadı. Thorin gruba onu aramalarını ve ona sahip olmaya çalışanların cezalandırılacağını söyledi. Bilbo Arkentaşı'nı zaten bulmuştu, ama Thorin'e bundan bahsetmedi.

    Grup Roac adlı yaşlı bir kuzgundan Smaug'un öldüğünü ve Göl insanlarıyla elflerin hazineden pay almak için Yalnız Dağ'a geldiklerini öğrendi. Roac Thorin'e, Bard'a güvenmesini tavsiye etti, ama Thorin hazinesinin paylaşılacağı haberine çok kızmıştı. Thorin Roac'a Dain Demirayak'tan yardım istemesini söyledi ve grubuyla birlikte Yalnız Dağ'a dönüp ana kapıyı güçlendirmeye başladı.




    Göl insanları ve elfler, Thorin ile görüşmek istediler. Bard Thorin'e, ejderhayı öldürenin kendisi olduğunu, hazinen bir kısmının bir zamanlar Dale'e ait olduğunu ve Thorin ve gruba yardım eden, ve yardıma ihtiyacı olan, Göl insanlarına yardımcı olmasını rica etti.

    Ama Thorin reddetti. Ataları gibi hazineye olan tutkusu onu ele geçirmiş ve düzgün karar vermesine mani olmuştu. Thorin Göl kasabasının yok edilmesinin kendi sorumluluğunda olmadığını ve kapısına dayanan ordularla görüşmeyi reddettiğini söyledi.

    Bard demiş ki:
    Selam sana, Thorin! Neden haydutlar gibi kendini bu kaleye kapattın? Henüz düşman değiliz ve seni ümitlerin ötesinde canlı bulduğumuza seviniyoruz. Burada yaşayan kimsenin olmadığını sanıyorduk, ancak artık burada olduğumuza göre bir pazarlık, bir de toplantı gerekiyor.


    Thorin demiş ki:
    Sen kimsin, neyin pazarlığını yapacaksın?


    Bard demiş ki:
    Benim adım Bard ve ejderhanın ölümü ve hazinenin kurtuluşu benim elimden oldu. Bu sizi ilgilendiren bir mesele değil mi? Üstelik Dale'li Grion'un haklı varisiyim ve defineniz onun salonları ve kasabalarının Smaug tarafından çalınan hazinesinin büyük bölümüyle karışmış durumdadır. Bu konuşabileceğimiz bir konu değil mi? Dahası, son savaşında Smaug Esgaroth insanlarının meskenlerini yok etti, ben de henüz onların efendisinin bir hizmetkârıyım. Onun namına konuşmak ve halkının kederi ve sefaletini düşünüp düşünmediğini sormak isterim. Onlar zor zamanınızda size yardım eli uzattılar, bunu ise, şimdiye kadar kasten olmadığından şüphe duymasak da, sadece yıkımla ödediniz.


    Şimdi bu sözler mağrur ve sert bir tavırla söylenmesine rağmen adil ve hakikatli sözlerdi ve Bilbo Thorin'in hemen sözlerinin haklılığını teslim edeceğini sandı. Elbette, kimsenin ejderhanın zayıf noktasını keşfedenin kendisi olduğunu hatırlamasını beklemiyordu, beklemediği de iyiydi, çünkü kimse hatırlamadı zaten. Ama aynı zamanda bir ejderhanın üzerinde uzun süre yattığı altının hele de cücelerin yürekleri üzerindeki etkisi de kestirememişti

    Thorin demiş ki:
    En son koşulunu en son ve en kötü yerde ortaya koydun. Halkımın hazinesi üzerinde hiçbir insanın hakkı yoktur, zira hazineyi bizden çalan Smaug onu da canından ve evinden etmiştir. Hazine Smaug'un değildi ki, melun eylemleri ondan alınacak bir payla tazmin edilsin. Göl insanlarından aldığımız malların ve yardımın bedelini adil bir şekilde ödeyeceğiz zamanı geldiğince. Ama güç tehdidi altından hiçbir şey, bir somun ekmeğin bedelini bile ödemeyeceğiz. Kapılarımızın önünde silahlı bir ordu dururken sizi düşman ve hırsız olarak görüyoruz.

    Merak ediyorum, acaba hazineyi korumasız, bizi katledilmiş halde bulsanız akrabalarımıza miraslarının ne kadarını ödeyecektiniz?


    Bard demiş ki:
    Bu adil bir soru, ama ölü değilsiniz, biz de haydut değiliz. Üstelik zengin olanlar zor onlarında onlara dostluk edenlere ihtiyaç zamanında haklarının ötesinde merhamet gösterebilir. Yine de diğer savlarımın yanıtını alamadım


    Thorin demiş ki:
    Dediğim gibi, kapımın önündeki silahlı adamlarla pazarlık etmem. İyi duygularla hatırlamadığım Elf Kralını'nın halkıyla da. Bu münazarada onların yeri yoktur. Şimdi oklarımız uçmadan buradan gidin! Benimle bir daha konuşmak istiyorsanız da, önce elf ordusunu ait oldukları ormana gönderin, sonra da eşiğe varmadan önce silahlarınızı bırakarak yaklaşın.


    Bard demiş ki:
    Elf Kralı dostumdur ve zor anlarında, üzerinde dostluktan başka alacak hakları olmamasına rağmen Göl halkının yardımına koşmuştur. Sana sözlerinden pişman olman için zaman tanıyacağız. Biz geri dönene kadar aklını başına topla!




    Göl insanları ve elfler kapıdan çekildi. Birkaç saat sonra Bard bir elçi yolladı ve hazinenin on ikide birini istedi, ama Thorin elçinin kalkanına bir ok fırlattı. Ve elçi Yalnız Dağ'ın kuşatma altında olduğunu ve kimsenin ayrılamayacağını söyledi.

    Bilbo Bard'ın isteklerini mantıklı buluyordu. Bir gece insan ve elflerin kampına gizlice girdi ve Bard ile Thranduil�e, Thorin ile pazarlık yapmaları için, Arkentaşı'nı verdi. Ertesi gün, Bard Thorin'e Arkentaşı karşılığında hazineden pay istedi. Thorin çılgına döndü ve bunu yapanın Bilbo olduğunu öğrenince hobbiti kayalara atmakla tehdit etti, ama Gandalf ortaya çıktı ve buna mani oldu.


    Bilbo, Bard ve Elf Kralı'na Arkentaşı gösterirken


    Thorin Bilbo'nun payını Arkentaşı karşılığında vermeyi kabul etti, ama ödemeyi hemen yapmadı. Dain'in gelince Arkentaşı'nı zorla almayı umuyordu.

    Bard demiş ki:
    Selam sana, Thorin! Hala aynı fikirde misin??"


    Thorin demiş ki:
    Benim fikrim güneşin birkaç kez doğup batmasıyla değişmez. Bana boş sorular sormaya mı geldiniz? Elf ordusu hala emrettiğim gibi buradan ayrılmadı! O zamana kadar benimle pazarlık yapmak için boşuna gelirsiniz.


    Bard demiş ki:
    Karşlılığında altınının bir bölümünü dahi verebileceğin hiçbir şey yok mu yani?


    Thorin demiş ki:
    Siz ya da dostalarınızın teklif edebileceği hiçbir şey yok.


    Bard demiş ki:
    Ya Thrain'in Arkentaşı?"


    Tan o anda yaşlı bir adam kutuyu açıp taşı havaya kaldırdı. Elinden saçılan ışık sabah ışığında parlak ve beyazdı.

    Thorin hayret ve şaşkınlıkla kalakalmıştı. Uzun süre kimse konuşmadı.

    Nihayet Thorin sessizliği bozduğunda sesi büyük öfkesiyle boğuklaşmıştı

    Thorin demiş ki:
    O taş babama aitti ve benimdir. Neden kendime ait olan bir şeyi satın alayım? Ama soyumun yadigarını nasıl elinize geçirdiniz -hırsızlara böyle bir soru sormanın ne gereği var ise?


    Bard demiş ki:
    Biz hırsız değiliz. Bizim olanın karşılığında sana senin olanı vereceğiz.


    Thorin, büyük bir öfkeyle demiş ki:
    Onu nasıl ele geçirdiniz


    Bilbo demiş ki:
    Onlara ben verdim!


    Thorin demiş ki:
    Sen! Sen! Seni sefil hobbit! Seni kavruk hırsız. Durin'in sakalı aşkına. Keşke Gandalf burada olsaydı! Seni seçtiği için lanet olsun ona! Sakalı kuruyasıca! Sana gelince, seni kayalara atacağım!


    Kutuyu tutan yaşlı adam pelerini ile kukuletasını bir kenara attı

    Gandalf demiş ki:
    Dur! İsteğin kabul oldu! Gandalf işte burada! Görünüşe bakılırsa az kalsın geç kalacakmışım. Hırsızımı beğenmediysen, lütfen ona hasar verme. Onu yere indir de önce söyleceklerimi dinle!


    Thorin demiş ki:
    Hepiniz bana karşı birlik olmuşsunuz! Bir daha ne bir büyücüyle, ne de dostlarıyla asla işim olmayacak. Ne söyleyeceksin, sıçan soyu?


    Bilbo demiş ki:
    Vay başıma gelenler! Bütün bunların fena halde rahatsızlık verici işler olduğuna eminim. Kendi on dörtte birlik payımı seçebileceğimi söylemiştin, hatırlıyor musun? Belki de ben bu söylediğini fazla ciddiye aldım -cücelerin sözlerinin zaman zaman yaptıklarından daha nazik olduğunu duymuştum. Yine de o sıralarda benim işine yaradığım kanısındaydın. Sıçan soyu ha! Sen ve ailen tarafından bana vaat edilen bütün hizmetler bundan mı ibaret, Thorin? Kendi payımı istediğim gibi harcadım say ve işi orada bırak!


    Thorin demiş ki:
    Bırakacağım. Üstelik gitmene de izin vereceğim -dilerim bir daha asla karşılaşmayız


    Sonra dönüp duvarın üzerinden konuştu:

    Thorin demiş ki:
    İhanete uğradım. Soyumun hazinesi Arkentaşı kurtarmadan edemeyeceğim konusunda yapılan tahmin doğruydu. Onun karşılığında, değerli taşlara bir yana bırakarak definenin altın ve gümüş cinsinden on dörtte birini vermeye razıyım, ama verdiklerim bu haine vaat edilen paya sayılacak ve bu ödülü aldıktan sonra buradan gidecektir. Sizler daha sonra verdiklerimi aranızda bölüşebilirsiniz. Yaşamasını istiyorsanız onu yanınıza alın, ona dostluğum kalmamıştır.

    Şimdi in de dostlarının yanına git! Yoksa seni aşağı atarım.



    Bilbo demiş ki:
    Ya altınla gümüş ne olacak?"


    Thorin demiş ki:
    O da yapılacak düzenlemeler doğrultusunda daha sınra gelecek. İn aşağı!


    Bard demiş ki:

    O zaman kadar taş bizde kalacak."


    Gandalf demiş ki:
    Şimdilik Dağaltı'nın kralı olarak pek hoş bir manzara çizmedin. Ama işler hala değişebilir."


    Thorin demiş ki:
    Gerçekten de öyle.


    Hazinenin büyüsüne öyle kapılmıştı ki, Dain'in yardımıyla Arkentaşı'nı geri almanın ve ödülden pay vermemenin yollarını düşünüyordu.

    Bilbo böylece duvardan aşağı sallandırıldı ve çektiği sıkıntılar karşlılığında, Thorin'in ona önceden vermiş olduğu zırh dışında hiçbir şey alamadan oradan ayrıldı. Gidişi cücelerin çoğunda utanç ve merhamet uyandırmıştı.

    Bilbo demiş ki:
    Elveda! Dost olarak tekrar görüşebiliriz!


    Thorin demiş ki:
    Defol! Sırtında halkımca yapılmış bir zırh taşıyorsun ve ona layık değilsin. Oklarla delinemez, ama acele etmezsen seni sefil ayaklarından vururum. O yüzden elini çabuk tut!


    Bard demiş ki:
    O kadar çabuk değil! Sana yarına kadar süre veriyoruz. Öğlen vakti dönecek ve defineden taşa karşılık gelecek kısmı getirip getirmediğine bakacağız. Bu hilesizce yapılırsa buradan ayrılacağız, elf ordusu da ormana dönecek. O zamana kadar hoşçakal!"


    Bunu söyledikten sonra kampa döndü, ama Thorin Roac ile ulaklar göndererek Dain'e olanları anlattı ve hızla ve ihtiyatla gelmesini söyledi.

    Ertesi gün Dain ordusuyla birlikte Yalnız Dağ'a vardı, ama o Thorin'in yardımına gelmeden önce orklar ve kurtlardan oluşan bir ordu Yalnız Dağa saldırdı. Dain bu ortak düşmana karşı elfler ve insanlarla birlikte savaşmayı kabul etti.


    Gün ve gece geçti. Ertesi gün rüzgar batıya döndü ve hava karanlık ve kasvetli bir hal aldı. kampta bir haykırış koptuğunda sabahın daha erken saatleriydi. Ulaklar koşarak gelip Dağ'ın doğudaki kolundan bir cüce ordusunun belirdiğini ve hızla Dale'e yaklaşmakta olduğunu haber vermişti. Dain gelmişti. Gece boyunca hızla ilerlemiş, böylelikle yanlarına beklenenden daha önce varmıştı. Halkının her bir üyesi, dizlerine kadar inen bir zırh yeleğe bürünmüş dizlerini ise yapımı Dain'in halkının sırrı olan kaliteli ve esnek metal örgüden bir pantolonla örtmüştü. Cüceler boylarına göre fazlasıyla güçlü olurdu, ama bunların çoğu cücelere göre dahi güçlüydü. Savaşta iki elle kullanılan, ağır savaş baltaları kullanırlardı, ama her birinin yanında kısa bir kılıcı ve sırtına atılmış bir de yuvarlak kalkanı vardı. Sakalları ikiye bölünüp örülerek kemerlerine sıkıştırılmıştı. Kepleri ve ayakkabıları demirden yüzleri ise sertti

    ---------------------------------------------------

    Hobbit



    Beş Ordular Savaşı bütün şiddetiyle devam ederken:


    Aniden büyük bir haykırış ve kapıdan bir boru sesi duyuldu. Thorini unutmuşlardı! Duvarın bir bölümü manivelalarla yerinden oynatılarak bir çatırtıyla havuza düştü. Dağaltı'nın Kralı dışarı fırladı, yoldaşları da onunla birlikte. Kukuleta ve pelerinleri gitmişti, ışıldayan zırhlar içindeydiler ve gözleri kızıl ışıklar saçıyordu. Karanlığın içinde ulu cüce sönmeye yüz tutmuş bir ateşin içindeki altın misali parlıyordu.

    Başlarının üzerindeki goblinler tarafından üstlerine kayalar fırlatıldı; ama dayandılar, çavlanın dibine atlayıp savaşa koştular. Önlerine çıkan kurtlar ve binicileri ya düşüyor, ya da kaçıyordu. Thorin baltasını kuvvetle savurarak kuvvetli darbeler indiriyorlardı ve hiçbir şey ona zarar vermiyor gibiydi.

    Bana gelin! Bana gelin! Elfler ve insanlar! Bana gelin! Ey hısımlarım!

    Diye haykırması ve sesi vadide borazan gibi öttü.




    Dain'in bütün cüceleri düzene filan kulak asmadan yardımına koştular. Göl insanlarının birçoğu da Bard onlara engel olamadığından geldi ve diğer taraftan çok sayıda elf mızrakçısı onlara katıldı. Goblinler vadide bir darbe daha aldılar ve yığılan cesetleri Dale'i karanlık ve çirkin bir hale çevirdi. Warglar dört bir yana dağıldı ve Thorin dosdoğru Bolg'un fedailerinin üzerine yürüdü. Ama saflarını delmeyi başarmadı.

    Arkasında çoktan goblinlerle beraber pek çok insan, cüce ve ormanda uzun çaplarca sürecek neşeli ömürler sürmesi gereken nice güzel elf yatıyordu. Ve vadi genişledikçe ilerleyişi giderek yavaşladı. Sayıları çok azdı. Kanatları savunmasızdı. Çok geçmeden saldıranlar saldırıyla karşılaştı ve her yönden goblinler ve hücuma dönen kurtlarla çevrili büyük bir halkanın içinde hapsoldular. Bolgun fedaileri uluyarak üstlerine geldi ve saflarını kumdan yarlara vuran dalgalar gibi erittiler. Dağdan gelen saldırı iki misli şiddetle yenilendiğinden ve iki ynda da insanlar ve elfler yavaş yavaş yenilmekte olduğundan, dostları da yardıma koşamazdı.

    --------------------------------------------------
    Hobbit

    Beş Ordular Savaşı

    Kartalların ve Beornun yardıma gelmesiyle goblinler yenildi. Beorn Thorinin bedenini savaş alanından taşıdı. Thorin ölmeden önce Bilbo'yu görmek istedi.

    Gandalf demiş ki:
    Selam, Thorin! Onu getirdim


    Gerçekten de orada Thorin Meşekalkan'ın pek çok yara almış gövdesi yatıyordu ve yırtılan zırhı ile çentilen baltası yere fırlatılmıştı. Bilbo yanına gelince başını kaldırdı.

    Thorin demiş ki:
    Elveda, iyi yürekli hırsız. Şimdi dünya yenilene kadar bekleme salonlarına, babalarımın yanında oturmaya gidiyorum. Artık tüm altın ve gümüşleri geride bıraktığımdan ve bunların değerinin pek az olduğu bir yere gittiğimden, seninle dostluk içinde ayrılmak ve kapıda söylediklerimi ve yaptıklarımı geri almak istiyorum


    Bilbo içi hüzünle dolarak tek dizinin üzerine çöktü.

    Bilbo demiş ki:
    Elveda Dağaltı'nın Kralı! Böyle bitecekse, bu acı bir serüven oldu ve bir dağ dolusu altın bile onu tedavi edemez. Yine de tehlikelerinizi paylaştığıma memnunum bu her hangi bir Baggins'in hak ettiğinden fazlasıdır


    Thorin demiş ki:
    Hayır! Senin içinde bildiğinden fazla iyilik var, sevecen Batının evladı. Tam gereken miktarda, biraz cesaret, biraz da bilgelik. Daha çoğumuz yemeğe, neşeye ve şarkıya saklanan altınlardan daha fazla değer verse idi, dünya daha neşeli olurdu. Ama kederli de olsa, neşeli de, şimdi bu dünyadan ayrılmalıyım. Elveda




    Thorini dağın altında derine gömdüler ve Bard Arkentaşı göğsüne yerleştirdi.

    Bard demiş ki:
    Dağ devrilene kadar orada kalsın! Burada bundan sonra yaşacak bütün halkına uğur getirsin!


    Kabrinin üzerine Elf Kralı, esir düştüğünde Throinden alınan elf kılıcı Orcrist'i bıraktı. Şarkılarda söylendiğine göre, düşmanlar yaklaşırken zifiri karanlıkta dahi parlarmış ve cücelerin kalesi hazırlıksız yakalanmazmış. Fili ve Kili, annelerinin ağabeyi olduğundan Thorin'i bedenlerini siper edip savunurken can vermişti Bu yüzden oraya Nain'in oğlu Dain yerleşti ve Dağlatı'nın Kralı oldu ve zamanla pek çok cüce daha kadim salonlardaki tahtına toplandı.

    Alıntıdır...






    Paylaş
    Mesaj darkprincee tarafından (19-09-2009 Saat 04:15 ) değiştirilmiştir.



  2. #2
    Oyuncu

    Üyelik tarihi : Sep 2009
    Mesajlar : 93
    Tecrübe Puanı 10
    Tecrübe Puanı Gücü : 11

    Standart



    Güzel paylaşım teşekkürler






    Paylaş
    :ilotr:

  3. #3
    Yeni Oyuncu

    Üyelik tarihi : May 2010
    Mesajlar : 34
    Tecrübe Puanı 10
    Tecrübe Puanı Gücü : 11

    Standart



    Çok güzel paylaşım teşekkürler.






    Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Turnuval Yasal Uyarı!

Turnuval Bilgi paylaşım platformudur. Hukuka, yasalara, telif ve kişilik haklarına bağlıdır. "5651 sayılı yasada" belirtilen "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet sunmaktadır. İlgili yasaya göre site yönetiminin tüm içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebep ile sitemiz, uyarıları dikkate alarak yasa dışı paylaşımlar hakkında gerekli işlemleri yapmaktadır. Oluşabilecek yasal sorumluluklar "Üyelerimize" aittir.

Web sitemizi kullanmaya devam ederek, turnuval.com hizmetlerini sizlere daha iyi sunabilmek amacıyla kullandığımız cookie'ler (çerezler) ve kişisel verilerinizle ilgili Gizlilik Politikası'nı kabul etmiş olursunuz.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558