Ancaria'nın damarlarından masmavi kan akıyordu dört düvele; göz kamaştırıcı, ürkütücü, denizden ve gökten daha mavi bir kan. Doğa, yenildiğinden mi hoşuna gittiğinden mi bilinmez, bağrına bastı masmavi damarları. Canlılar ilk zamanlarda kaçınsalar da meraklarını ve güç arzularını yenemeyip bu maddeyle etkileşime girdiler. Canlıların en bilgeleri olan High Elf'ler şüphesiz ki bu konuda en ileriye gidebilmiş olanlardı. Yaratılışından gelen kudreti ve High Elf bilgeliğiyle harmanlanan Ancaria damarları son hâlini almıştı artık; "T-Energy", Ancaria'ya yayılma evresini tamamlamıştı. Kısa sürede tüm Ancaria uygarlıklarının bir parçası, savaşçılarının, emekçilerinin, büyücülerinin teçhizatlarındaki parlayan güç simgesi olmuştu. Daha fazla güç, daha fazla yıkım getirdi ve büyük savaş(Great War) Ancaria topraklarında kaosa sebep oldu. Bu dengesizlikte ne iyilik ne de kötülük kârlı çıkabilmişti, tek kârlı çıkan lanetin ve kutsanmışlığın simgesi T-Energy idi. Bozulan dengeyi yerine getirme ya da dengesizliği lehine çevirme amacıyla 6 yolcu doğadan Ancaria'ya sunuldu. Doğa, ebedi dengesini bu yolcular arasında da bozmadı.

Kimler okumalı, kimler oynamalı?

Ünitelerin kendilerini geliştirebildikleri strateji oyunlarını seviyorsanız kamera açılarındaki benzerlik ve basit oynanışı sebebiyle ilginizi çekebilecek, RPG ile ilgiliyseniz "Bitireyim, elime mi yapışır?!" deyip başına oturacağınız ya da oyunu oynamayacaksanız bile sırf içerisinde kısa hikâyeler var diye incelemesine göz atabileceğiniz, aksiyon - kes/biç(Hack'n Slash) türevi RPG seviyorsanız mutlaka oynayacağınız, ilk oyunu çok beğenmiş ve Diablo serileri ile karşılaştıracak kadar fanatizmine kapılmış iseniz oyundaki karakterlerin hepsini deneyip en az 2 tanesiyle oyunu bitirdikten sonra set dizilimi fantezileriniz için bol bol açıp ego tatmini yapacağınız bir oyun sizleri bekliyor. İlk oyunu oynamışsanız "İlk oyunu oynamayanlar için..." şeklinde başlayan paragraflara göz atmamanız, hikâyelerden hoşlanmıyorsanız karakter başlıklarının ilk paragraflarını atlamanız tavsiye olunur. İncelemeyi okumayı düşünmüyor, sadece puanı ve değerlendirmeyi merak ediyorsanız da (zaten bu kısmı da okumazsınız o zaman) son sayfayı açıp incelemenin geri kalanındakilerden kendinizi mahrum edebilirsiniz. Hikâye ağırlıklı ve rehber niteliğindeki yazımız, bu kategoriler dışında kalan arkadaşlar için oldukça sıkıcı olma potansiyeline sahiptir.

İyilik için manastırın kutsanmış prensesi Fallen Angel: Seraphim yola çıktı.

"Yeryüzünün meleği, ışıl ışıl gözleri ve güzelliğiyle attığı her adımda iyiliğin tohumlarını ekiyordu topraklara. Daha birkaç gün önce manastırdan yola çıkmış, gözlerini kapattığı bunca zaman boyunca neler olup bittiğinin kanıtlarına şaşkınlıkla bakıyordu. Her taraftan yeryüzüne çıkmış masmavi karanlık güç, iyiliğin topraklarında hüküm sürüyordu. İnsanlar ve doğa da durumu kabullenmiş, onu doğanın bir kanunu gibi görüyorlardı. Seraphim bu maviliği kendisine benzetiyordu. Güzelliği göz kamaştırsa da düşmanları için bir ölüm meleğinden farksızdı. Cezalandırma vakti geldiğinde iyiliğin adaletini gözünü kırpmadan uygulamaktan çekinmezdi. T-Energy lanetti, kara büyüydü onun için; iyilik olsa hissederdi çünkü. Saflıkla yoğrulmuş teni, iyiliğin havuzundan çıkarılmış ruhu bu karanlığı herkesten daha net görebiliyordu. Düşünmeyi bıraktı, parıldayan gözlerini düşmanına dikti; biraz sonra ölecek düşmanına olan merhamet hislerini tamamen silerek bir hamlede silahını çekti. Saniyeler içinde pervasızca tekrar yürümeye koyulmuştu..."