Slaytlar, yazılı belgeler ve videolar eşliğinde bir toplantı düzenleyen Aydınlar, konuşmasında şu ifadeleri kullandı;

"Şike davasıyla ilgili hukuki süreç sona erdi. Her şey artık açık ve net. Konuşmam çok istendi. Neticeyi bekledim. İsmim her gün gündeme geliyor ve spekülasyonlar oluyor. Konuşacağımı söylemiştim. Konuşmam süresince isimlerden söz etmekten uzak durmaya çalışacağım. Çok yıpratıldım. Bana bunu yapanlara aynı şekilde davranmayacağım. Kimsenin aklında şüphe kalmamasına gayret göstereceğim. Bütün soruları yanıtlayacağım. Spor adamı kimliğim, bundan 22 yıl önce Fenerbahçe'de Yönetim Kurulu Üyesi olmamla başladı. TFF'de Yönetim Kurulu Üyesi oldum ve başkanlık yaptım. 20 seneden fazla süredir spora hizmet ediyorum. 4 günlük TFF başkanıyken kucağımıza bırakılan bombayı bir düşünün. 3 Temmuz döneminde TFF Başkanı ben olmasaydım olacakları bir düşünün. Fenerbahçe'nin yaşayacaklarını öngörüp "Durum vahim" demem kadar doğal bir şey olamazdı. Zaten durumun ne kadar vahim olduğunu hepimiz gördük. O gün bütün medya organlarında anlatmaya çalıştım. Masumiyet karinesine özen gösterdim. Türk spor tarihinin en büyük davasını çözümlemek için çalışmaya karar verdim. 7 ay boyunca kulüplerimizin en az hasarla kurtulması için çaba gösterdim. Karşılığı ne oldu? Bütün yaptıklarıma rağmen hain olarak gösterildim. Hakaret ve tehdit mesajları aldım. Yaşamımın 25 yılını verdiğim kulübe karşı itibarsızlaştırıldım. Ben bunları hak edecek ne yaptım? Hiç kimsenin en ufak bir deneyime bile sahip olmadığı çok özel bir konuyu çözmeye çalıştık. Fırsat 1 kere değil, tam 3 kere Fenerbahçe yöneticilerinin eline geçti. Ama onlar elinin tersiyle itti. Her ne kadar UEFA yetkilileri, "Soruşturmada adı geçenler Avrupa'ya gidebilir" dese de üstü kapalı tehdit ettiler."

Mektupları gösterdi

"Fenerbahçe yöneticilerine "Bu sene Şampiyonlar Ligi'ne gitmeyin" dedim. Uyardım. Basın toplantısı yapıp, "Kendinden şüphesi olanlar Avrupa'ya gitmesin dedim." ifadelerini kullanan Aydınlar, basın mensuplarına UEFA'dan o dönem gelen mektupları göstererek, konuşmasına devam etti."

"Şampiyonlar Ligi'ne gitmeyeceğiz dediler"

"Bize UEFA'dan gelen mektubu Fenerbahçeli yöneticilere verdim. 'Acilen karar verin' dedim. Bir Fenerbahçeli yönetici ayağa kalktı ve 'Şimdi gidiyoruz, Şampiyonlar Ligi'ne katılmama kararı alıyoruz' dedi. UEFA bize, 'Fenerbahçe gelmesin, gelirse de siz göndermeyin yoksa Türkiye'yi cezalandırırız' dedi. Riske atamazdım."

"Fenerbahçe gitseydi 8 yıl ceza alacaktı"

"Fenerbahçeli yöneticiler kararı bizim vermemizi istedi. Biz de zaman darlığı nedeniyle kararı verdik. Fenerbahçe, "Şampiyonlar Ligi'ne katılmıyoruz" deseydi, 1 yılla kurtulabilirdi. Herkes biliyor ki, ben gönderseydim bile UEFA, o sene Fenerbahçe'yi Şampiyonlar Ligi'ne almayacaktı. Fenerbahçe gitseydi, Milli Takım 3-5 yıl, Fenerbahçe ise 8 yıl ceza alacaktı. Türkiye'yi riske atamazdım. Fenerbahçe yöneticileri, tribüne oynadı. Beni hain olarak göstermeye çalıştılar. O gün UEFA'nın söylediklerinin birer birer gerçekleştiğini görüyoruz. Net bir şekilde söylemişlerdi. Sürecin en başından beri Fenerbahçe taraftarı yanıltılmaya çalışılıyor. Fenerbahçe yöneticileri, "CAS'ın kararı ne olursa olsun, bu sezon Avrupa'dayız" dedi. Ne oldu? Men kararı geldi."

"Platini'yi ikna ettim"

"Platini'yle görüştüm ve ikna ettim. Ligleri oynatacağımızı ve ligler oynanırken karar vermeyeceğimizi söyledim. Biz bu pazarlıkları Türk futbolu adına yaptık, Fenerbahçe adına değil. Başarılı da olduk. İsviçre'de UEFA'yla yaptığımız büyük pazarlıklar sonuç verdi. Puan silme cezasıyla dosya tamamen kapanacaktı. UEFA bunu kabul etmişti. Fenerbahçe 1 seneyle kurtulacaktı. UEFA'yla yaptığımız anlaşma sadece Fenerbahçe için geçerli değildi. Ceza alacak tüm kulüpler içindi. UEFA'ya, "Ceza alan kulüplerden ödülleri geri alıp en az 12 puan silip 10 milyon TL'den az ceza verelim" dedik. Ayrıca 2011/2012 sezonunda ceza alan kulüpleri Avrupa'ya göndermemeyi önerdik. UEFA bunu teyit etti. Hepinize soruyorum; Fenerbahçe yönetimi kişileri kurtarmak yerine bu yaptırımları kabul etseydi, ne durumda olurduk? UEFA yetkilileri bana soruşturma sürerken 58. Madde'nin değiştirilemeyeceğini ama askıya alınabileceğini söyledi. Fenerbahçe yönetimi 58. Madde'nin değişmesini istemediklerini söyledi ama gerçek öyle değildi. Nihat Özdemir, "58. Madde değişmezse Türk sporu batar" demişti. 106 yıllık kulübün menfaatleri için değil, kulübü bu hâle getirenlerin menfaatleri için hareket ettiler."

"Porto, Juventus örnekleri yanlış"

"Platini, 2006'da UEFA Başkanı oldu, 2007'de 'Şikeye sıfır tolerans' kuralını getirdi. Porto, Juventus örnekleri yanlış. Bahsettiğim fırsatlardan herhangi birini kullansalar Fenerbahçe bu damgayı yemeyecekti. İçeride farklı, dışarıda farklı konuşup tribüne oynayanlar yüzünden "Yeter" deyip, istifa ettim."

"Trabzonspor'u Şampiyonlar Ligi'ne ben göndermedim"

"Trabzonspor'u Şampiyonlar Ligi'ne ben göndermedim. Haberim olsaydı, Bursaspor'u gönderebilirdim. O dönem söylemiştim. Haklı çıkmanın üzüntüsünü yaşıyorum. Tablo çok netti ve iyi niyetle konuyu çözecektik. 'CAS davası namus davamız' diyenler, bana 'Çaremiz yok, davayı çekmek zorundayız' dediler. UEFA'dan randevu istediler, alamadılar. Benden rica ettiler, ben aldım. Gidip görüştüler. Fenerbahçe yöneticilerinden habersiz bir pazarlık yoktur. Pazarlığı Fenerbahçe yöneticisi ve 1 avukat yaptı. Fenerbahçe için UEFA'dan randevuyu bizzat ben almıştım. Pazarlığın benim dönemimde yapılmadığı yalan. Fenerbahçe Yönetim Kurulu bu zararı tazmin etmek zorundadır. Bu zararı nasıl tazmin edeceklerini açıklamalılar. Bir Fenerbahçe Kongre Üyesi olarak süreci başlatıyorum. Fenerbahçe, 45 milyon euro zarar etti. Bu hesabı onlar yaptı. Fenerbahçe yönetiminde çok önemli işadamları var. Bu paralar onlar için çok mühim olmasa gerek. Tazmin etmeliler. Yaşanan manevi zararı hiçbir şey tazmin edemez.

"2 ay sonra olağanüstü seçim olur mu?"

Şimdi olağanüstü seçim yapılacak. 2 ay sonra olağanüstü seçim olur mu? İnanıyorum ki, Fenerbahçe'ye çok ciddi başkan adayları çıkacaktır. Fenerbahçe, kimsenin vesayetinde değildir. Kimse Fenerbahçe'nin sahibi değildir. Herkes haddini bilmelidir. Fenerbahçe'nin ana sorunu seçim değildir. Sorun, zihniyet sorunudur. 25 milyon taraftarı olan ve yıllık cirosu 200 milyon dolarla ifade edilen ama böyle yönetilen başka kurum var mı? Bu kurum bakkal gibi yönetilmeyi hak etmiyor. Böyle mi dünya kulübü olacağız? Rakip diyebileceğimiz Avrupa kulüpleri dünyada başka pazarlara açılırken biz neler konuşuyoruz. Aranızda olanları Fenerbahçe'ye yakıştıran var mı? Fenerbahçe bunları hak ediyor mu? Fenerbahçe'de değişim yaşanmalıdır. Bunun vakti geldi. Çağrı yapıyorum. Fenerbahçe gibi müthiş bir gücün enerjisinin kişilerin egolarıyla eritiyoruz. Yeter artık! Fenerbahçe yenilenmek zorunda. Her unsuruyla şeffaf ve hesap verilebilir olmalı. Fenerbahçeliler, artık betonu ve inşaatı değil; tüm sporlarda sportif başarıyı konuşmak istiyor. Başkan adayı olmam için bana destek veren kongre üyelerine teşekkür ederim. 2 Kasım tarihinde yapılacak kongrede başkanlığa aday değilim. Fenerbahçe'yi ileriye taşıyacak başkan adayları çıkacağından eminim. Eğer Fenerbahçe'deki zihniyet değişiminin yaşanması için gerekli aday çıkmazsa kararımı gözden geçireceğim."



"Benden sonra gelen TFF yönetimine sorun"


"Bugüne kadar konuşmadım çünkü herkes konuşuyordu. Kamuoyu yanıltılmaya çalışılıyordu. Sürecin tamamlanmasını bekledim konuşmak için. Takımların neden küme düşürülmediğini ise benden sonra gelen TFF yöneticilerine sormalısınız. Ben istifa etmiştim. En başta karar vermememin sebebi, masumiyet karinesine duyduğum saygıydı. Kararı play-off öncesinde verme kararı almıştık. Bunu da Platini'ye zor da olsa kabul ettirdik. Trabzonspor da bu soruşturmanın kapsamındaydı. 8 kulüp vardı. Trabzonspor taraftarlarının tepki göstermesi ilginç. UEFA Fenerbahçe ve Trabzonspor'dan bahsediyordu. O dönemde bize sorulsaydı Trabzonspor'u da Avrupa'ya göndermezdik. Herkes iyi niyetli olsaydı, bu sorunu el birliğiyle çok rahat çözerdik. Kişilerin menfaati savunulacak diye sıkıntı yaşadık. Bize ayrı medyaya ayrı konuştular. Bazı kişiler bu süreci, küçük çıkarları için sabote etti. 50'nin üzerinde sporla ilgili kişi gözaltına alınmıştı, basında çıkan haberler ortadaydı. 'Durum vahim' değil miydi? Benim etik, ahlak anlayışıma göre Allah korusun 1 gün bile hapis yatmak vahim bir durumdur. Nasıl olmuşsa olmuş, sonuç bu. Durum vahimdir arkadaşlar. CAS kararı ortadadır. Türkiye'nin son 10 yıldaki gelişimine bakın. Ekonomik olarak ne kadar çok geliştik. Sportif olaraksa geride kaldık. Başka ülkelerde ekonomiyle spor da büyüyor. Bizde ise bu fırsat kaçırıldı."




"Şenes Erzik çok yardımcı oldu"

Şenes Erzik, UEFA'da gerçekten çok önemli bir isim. Bu süreçte bize çok yardımcı oldu. Hiçbir yanlışını görmedim. Şenes Bey, benim açımdan çok değerlidir. Ona teşekkür ederim. Ben, 25 senedir Fenerbahçeliyim. Kongreden yana hiçbir sıkıntım yok. TFF Başkanlığından kendi isteğimle ayrıldım. Bunun için kimseyle görüşme yapmadım. Lutfi Arıboğan, Göksel Gümüşdağ ve ben, hep birlikte istifa ettik. Bugünkü TFF ile ilgili yorum yapmak istemiyorum. Yeni polemiklere gerek yok. Birçok spor hukukçusu türedi. Kanal kanal gezip saçma sapan yorumlar yaptılar. Bazı insanlar koltuklarına yapışmış, kalkamıyorlar. Ben TFF Başkanlığını hemen bıraktım. Arkadaşlar, bu davadaki sportif süreç bitmiştir. Kesin karar, CAS kararıdır. Bizi ilgilediren kısım bu. Kamuoyunu yanlış yönlendirmekten vazgeçilsin. Avrupa'ya kimin gideceği bize sorulmadı. Ben, Bursaspor'u önerebilirdim. "Trabzonspor da soruşturma kapsamında, bize neden sormadınız" diye sordum. Bunu ispat edebilirim. Fenerbahçeli yöneticiler kendilerini kurtarmak için taraftarın önüne beni attı. Hâlbuki beraber konuşmuştuk. Fenerbahçeli yönetici, "Şampiyonlar Ligi'ne katılmama kararı alacağız" dedi, dışarıda farklı şeyler söylediler. 30 Ağustos'taki Cumhurbaşkanlığı resepsiyonunda bana gelip "Sen olmasan Fenerbahçe Bank Asya Ligi'ndeydi" dediler. Lütfen herkes samimi olsun. İkiyüzlülük yapılmasın. Gerçekler ortada arkadaşlar. Tarih bunları yazacak. Kim Fenerbahçe haini kim değil, tarih yazacak. Lütfi Arıboğan TFF'ye uzun yıllar boyunca hizmet etti. Haluk Ulusoy döneminden beri hep görev aldı. İlhan Helvacı ben geldiğimde zaten TFF'nin Baş Hukuk Müşaviri idi. Fenerbahçe'nin eski Başkanı Ali Şen, Ebru Köksal için "Çok değerli bir isim" diye açıklama yapmıştı. Ali Koç, Ebru Köksal'ı alarak çok doğru bir karar verdiğimi bana söylemişti. Ebru Köksal'ın imzasıyla çıkan yazıda herhangi bir sıkıntı yok. Onun yazılmasını ben istedim.

"Rakip olduğum için beni eleştirdiler"

Çamur atmanın da bir hududu var. İnsanlar biraz utanmalı. Fenerbahçe'nin bir yöneticisine "Neden benimle uğraşıyorsunuz?" diye sordum, "Tek ciddi rakip sizsiniz" dediler. Bu iş bitti. Bunu uzatmanın kimseye faydası yok. Yargıtay süreci şahısları ilgilendiriyor, kulüpleri değil. Bizim o gün yapmak istediğimiz, o seneyi yok saymaktı. Şike tespit edilen maçlar hangileriyse, o maçlardaki naklen yayın gelirlerini geri almak istedik. Benim bu mevkiiye getirildiğim doğru değil. Bunu Sayın Bakan'a da sordum. "Öyle bir şey yok" dedi. Fenerbahçe Spor Kulübü'nde başkanlık için en çok benim adım geçiyordu. Neden bile bile TFF'ye başkan olayım? O sıkıntılı dönemde çok şey yapmak istedik. Bu süreçte bile TFF'nin kurumsallaşması için çalışıyorduk.

"Bu dava belki de siyasi bir operasyondur"

Sürekli yanıltılıyoruz. Bu iş bitti arkadaşlar. Yapılanlar doğru değil. Bu dava belki de siyasidir. Belki de cemaat eliyle yapılan operasyondur. Benim haberim yok. Bu bahsedilen şey operasyonsa ve o şahıslar için operasyon yapılıyorsa, hani 'darağacında olsak da Fenerbahçe' sözü? Eğer aklanırsa, Aziz Yıldırım'a iade-i itibarın baş savunucusu ben olacağım. O dönem bize 14 kulüp, "58'i değiştirin, küme düşmeyi kaldırın" dedi. UEFA ülkelerin iç işlerine bir şartla karışmaz, UEFA normlarına uygunsa... Biz, TFF olarak talimatta bir değişiklik yapmadan önce UEFA'dan görüş alıyoruz. Değiştirdikten sonra gönderiyoruz. Umut ederim ki bu mesele kapanmıştır. Ancak bilinmelidir ki UEFA'dan yaptırım gelebilir.

103 gollü şampiyonluktan sonra Fenerbahçe'yi seyetmekten en keyif aldığım sezon o sezonun 2. yarısıydı. Ben, 2010/11 sezonunda Fenerbahçe'nin şike yaptığına inanmıyorum. Ama sonuca bakıyorum, sonuç bu.
"Amaç adayları yıpratmak"

"Fenerbahçe yönetiminin 2 ay sonra kongre yapmasının sebebi, şimdiden çıkacak adayları yıpratmak. Avrupa'ya Trabzonspor gidince ilk tepkiyi ben gösterdim. Sürecin başında, UEFA'ya çok ciddi e-postalar, fakslar gitti. Platini, "Bana 45 bin şikâyet geldi" dedi. Türkiye'den UEFA'ya ciddi baskı yapıldı. Kulüplerimiz çekilen fakslarla kötülendi. Bir kulübün başkanı çıkıp, "Bu ateş üfleyerek sönmez" dedi. Biz bunlara sert yanıt verdik. 'Bizi küme düşürün' dediler. 'Her gün ölmektense bir gün ölelim" dediler. 'Yazı verin' dedim, vermediler. Benim karşımdakiler hiçbir zaman iyi niyetli değildi. Benimle konuşup arkamdan plan yaptılar. Mayıs ayında UEFA Kongresi önemli kararlar aldı. Ben o kararları okuyunca 'Eyvah' dedim. : Ümit ediyorum, dua ediyorum, inşallah bu iş burada bitmiştir. Umarım arkası gelmez. Ben hep doğrunun yanında oldum. Kim hain, kim Fenerbahçeli herkes görecek. Tarih yazacak."

Mehmet Ali Aydınlar, basın toplantısının sonunda merhum oğlunun hatırlatıldığı bir soru üzerine gözyaşlarına boğuldu ve toplantı bu şekilde sona erdi.