Padmé Amidala hayatını Naboo halkına hizmet etmeye adamıştı.

Kraliçe olarak gezegenini tarihindeki en büyük kriz dönemlerinden birinden geçirdi, Senatör olarak da savaşın eşiğindeki Cumhuriyet’e akıl ve anlayış kazandırmaya çalıştı.

Naboo yurttaşları 12-20 yaş arasında zorunlu kamu hizmetine tabi tutuluyorlardı. Padmé için bu hayat çok daha küçük yaşlardan itibaren başladı.



Bir dağ köyündeki evde büyütülen Padmé’nin ailesi-babası Ruwee, annesi Jobal ve ablası Sola- o genç yaştayken Theed’e taşındılar. Padmé buradaki en iyi okullarda okudu, zaman zaman da sınıf gezileri sırasında Naboo’nun göller bölgesindeki dinlenme yerlerinde dersler aldı.

Yedi yaşına geldiğinde Mülteci Yardım Organizasyonu’na katılmıştı. Bir görev sırasında güneşi patlamak üzere olan Shadda-Bi-Boran gezegenine gitti ve yerli halkın buradan tahliye edilmesi çalışmalarına katıldı. Fakat bu yerlilerin çoğu başka gezegenlerdeki hayata adapte olmayarak öldüler, bu kurbanlardan biri de Padmé’nin özel bir dostluk kurduğu N’a-kee-tula adlı küçük çocuktu.

Daha sonra Padmé bir Öğrenci-Yasama Üyesi oldu. On iki yaşındayken de ilk aşkı olan Palo’yla tanıştı. Fakat bu çok kısa sürdü ve Padmé senatörlük danışmanı ile sembolik ”Theed Prensesi” oldu.

Gezegen dışında belirsiz işlere bulaşan Kral Veruna’nın gözden düşüp tahtı terk etmesi üzerine Amidala ve yerel vali Sio Bibble monarşiye seçilmek için birbirlerine rakip oldular. Amidala’nın Naboo çapında yaptığı konuşmalar ve reformist düşünceleri, halkın onu büyük bir çoğunlukla seçmesiyle sonuçlandı.

Kraliyet Güvenlik Güçleri’nin yeni komutanı olan Yüzbaşı Panaka ondan öz savunma dersleri almasını istedi. Panaka ayrıca Padmé’ye çok benzeyen Eirtaé, Sabé, Yané, Saché ve Rabé adlı beş genç kızı onun nedimeleri ve özel korumaları yaptı. Bunlar Amiadala’nın en yakın dostları oldular ve tehlike anlarında onn yerini alacak şekilde eğitildiler.

Amidala’nın kraliçe olmasından sadece beş ay sonra, Ticaret Federasyonu Naboo’yu abluka altına aldı. Amidala’nın krizi barışçıl yollarla çözümlemek için harcadığı tüm çabalara rağmen sonunda droid orduları Naboo’yu istila etti. Bu da Amidala’nın gezegenden kaçmak zorunda kalmasıyla başlayıp Obi-Wan Kenobi ile Anakin adlı köle bir çocukla tanışması, Naboo’nun yerli halkı Gunganlarla yüz yıllardır ilk defa iş birliği sağlayıp gezegenini istiladan kurtarması ve gezegeni temsil eden Senatör Palpatine’in Yüce Başkan seçilmesine kadar uzanan bir dizi kritik olaya sebep oldu.

Amidala 8 yıl kraliçe olarak hizmet ettikten sonra 22 yaşında tahtı bıraktı, ve Naboo halkının anayasayı değiştirip onu tekrar kraliçe seçme isteğini de reddetti. Onun yerine kraliçe Jamillia’nın önerisiyle de Senatör olarak Naboo’yu Senato’da temsil etmeye başladı. Coruscant’tan ayrılamaya vakit bulabildiği zamanlarda Naboo’ya dönüp ailesinin evinde kalıyordu. Giderek güçlenen Bağımsız Gezegenler Konfederasyonu Senatör Amiadala’yı huzursuz ediyordu. Kont Dooku ve Cumhuriyet’teki yozlaşmadan bıkan bu ayrılıkçılara sempati duyuyordu, ama binlerce yıldır ayakta durmayı başarmış bir hükümet sistemini feda etmeye de niyeti yoktu. Ayrılıkçılarla barış içinde görüşmeler sürdürülmesi için elinden geleni yaptı, ama zamanla Kont Dooku’nun bu görüşmeleri suya düşürmek için çeşitli terörist saldırılar düzenlediğinden şüphelenmeye başladı.

Geonosis Savaşı’ndan hemen önce Padmé Askeri Oluşum Hareketi’ne karşı oy verip ordu kurulmasını, ve bunun da kaçınılmaz olarak savaşa sebep olmasını engellemek için Coruscant’a döndü, fakat gemisine yapılan bir terörist saldırıdan kıl payıyla kurtuldu. Onu öldürmek için yapılan ikinci bir denemeden sonra ise en son on yıl önce görmüş olduğu, şimdi bir padawan olan Anakin Skywalker’ın koruması altında Naboo’ya döndü. ve kısa bir süre sonra ikisi birbirlerine aşık olmaya başladıklarını fark ettiler.

Padmé ve Anakin önce Tatooine’e Anakin’in annesini bulmaya, oradan da Obi-Wan’ı kurtarmak umuduyla Geonosis’e gittiler. Bu olaylar da Padmé’nin önlemek için çok uğraştığı savaşın başlamasıyla sonuçlandı.

Klon Savaşları’nın başlamasından hemen sonra Anakin ve Padmé Naboo’da gizlice evlendiler. Taki eden yıllarda Padmé Anakin’in karanlık tarafa düşüşünü dehşet içinde izlerken, ayrıca iki çocuk annesi oldu. Fakat onları korumak için hem Palpatine’den, hem de öz babalarından saklamak zorunda kaldı. Leia ve Luke ayrı bir şekilde büyüdüler ve Padmé onlar daha çok küçük yaştayken öldü.

Onların galaksiye tekrar adalet getirişlerini asla göremedi.