Kısaca HIMS olarak bilinen bu deneysel teknoloji, Bakura’da geliştirilmişti. En basit anlatımla bu cihaz, kendi kendisini açıp kapayan özel yapım bir hiperuzay enerji bobiniydi.

Hiperuzayda seyahat halindeki bir gemiye monte edilmiş haldeki cihaz, yapay bir önleme alanı ya da herhangi başka sahte bir kütleçekiminin yakındaki varlığını tesbit edince hiper-sürücüyü kapayıp gemiyi gerçek uzaya geri düşürüyordu. Fakat hemen o anda, HIMS’le senkronize bir şekilde çalışan bir statik hiper-dalga jeneratörü aktive oluyor ve gemiyi bir hiperuzay kabarcığıyla kaplıyordu. Bu kabarcık itiş gücü sağlamıyordu, sadeceönleme alanından bir geçiş yolu açılmasını mümkün kılıyordu.

Bu sebepten dolayı kabarcık güç kaybedene dek gemi onun içinde ilerleyişini sürdürüyordu. Kabarcık ömrünü doldurunca hiperuzay önleme alanının varlığını belirleyecek kadar uzun sürüyor ve sıçrayış tekrarlanıyordu. Yeterince kabarcık jeneratörünün HIMS’e bağlanması durumunda gemi kabarcık üstüne kabarcık oluşturarak önleme alanının bir hayli derinliklerine dek girebilirdi. Bu durumdaki gemi sürekli hiperuzaya girip çıkıyor görünümünü kazanıyordu. Geminin momentumu, sonunda hiperuzaya tekrar atlayamayacak hale gelene dek yavaşça yok oluyordu. Bu aşamada HIMS kapatılıyor ve artık ışık-altı motorlarının çalıştırılması gerekiyordu.

Bakuralılar bu teknolojiyi Endor’dan 14 yıl sonraki Corellia Krizi sırasında Yeni Cumhuriyet’teki müttefiklerine yardım etmek amacıyla ilk kez kullandılar.