Kayıhan GEDİKLİ
kayihang@gmail.com

Biletin benden !
18 Ekim 2009 Pazar 23:59

Galatasaray 2 defa 2 farklı üstünlük yakalamasına karşın son dakikalarda vakit geçirmek için topu köşe gönderinde saklamak zorunda kaldı. Galatasaray’a bunu yaptıran teknik direktörsüz Trabzonspor’u tebrik ediyorum.

Teknik direktörsüz diyorum; çünkü şu maçla Hugo’nun Trabzonspor’un teknik direktörü olamayacağı kanıtlanmıştır. Kanıtlanmıştır diyorum; çünkü Diyarbakır maçından beri ciddi şüphelerim vardı.

Öncelikle şunu söyleyeyim; şehirde karamsarlık hakimdi. Kime sorduysam Galatsaray atar bize 4-5 tane diyordu ki ben böyle bir karamsarlığı ömrü billah görmedim Trabzon’da. Takımın en kötü zamanında bile Trabzonsporlular hep kazanacaklarına inanmış ve bunu iddaa etmiştir, aksini söyleyen varsa beri gelsin. Ama bu gece için herkes Hugo’dan anormal bir kadro ve anormal oyuncu değişiklikleri bekliyordu; Hugo bizi şaşırtmadı, öyle oldu.

Benim görüşümü soranlara ise Hugo’ya bağlı, defansif kadro çıkarırsa 4 yer, ofansif kadro sürerse çok rahat, farklı galibiyet alır Trabzonspor demiştim.

Galatasaray Türkiye’de her takıma 5 gol atacak ofansif güce sahip. Ama her takımdan 5 gol de yiyebilir çünkü defansif anlamda çok kötüler, yavaşlar. Ama Galatasaray’ın üzerine gidebilecek babayiğit yok memlekette. Bugün bünyesinde kağıt üzerinde 3 tane teknik direktör bulunduran Trabzonspor’da “kabak gibi” ortada olan bu gerçeği görebilen çıkmadı.

Oysa fazla bir şey yapmalarına gerek yoktu. Trabzonspor 40 küsür yıldır içerde dışarıda büyük küçük demeden bütün maçlarına kazanmak için çıkmıştı. Buna Barcelonalar, Liverpoollar dahildi. Farklı mağlubiyet almıştı belki ama, karakterli oyunundan ödün vermemişti. Trabzon’da insanlar bu yüzden bu takımı seviyordu; yurdumun diğer şehirlerinin insanları gibi; Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş masalına bu yüzden kapılmıyor, şehrinin takımını destekliyordu. Bu takımın bu güne kadar korner direğinde vakit geçirmek için top sakladığını hiç görmedim. Evet, çok son dakika golü yemiştir bu takım, galip götürdüğü maçta gol ararken. 96’da kaybedilen şampiyonluk örneğin; Fenerbahçe’yi 1-0 yeniyorsun, beraberlik bile seni şampiyon yapıyor, ama bütün stadyum gol istiyor. Trabzonspor da futbolu çirkinleştirmiyor, kaleye duvar örmüyor, açık futbolunu, kendi futbolunu, karakterli futbolunu oynuyor. Evet beklenmedik, hatta tesadüf gollerle avucundaki maçı kaybediyor.

Trabzonsporlular şampiyonluk umutlarını kaybediyor belki, ama onurunu asla.. Trabzonluların derdi şampiyonluk olsa; diğer şehirlerimin insanları gibi kolaya kaçar, sürüye kapılıp Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş rüyasına dalardı. Bugün Trabzonspor; gününü kurtarmak için ezeli duruşundan vazgeçiyor..

Maçtan önce Hugo paşam diyor ki “ İstanbul’a puan ya da puanlar için gidiyoruz.” 1967’den bu yana; acaba Trabzonspor’da hiçbir teknik direktör böyle aciz bir açıklama yapmış mıdır; ben duymadım. Trabzonspor’un hiçbir maçına beraberlik için çıktığını hatırlamıyorum. Hafızam da kuvvetlidir oysa. Hugo bu söylemleriyle, Gaziantep’e, Sivas’a ya da Bursaspor’a çok iyi bir teknik direktör olabileceğini kanıtlamıştır.

Şayet Tayfun’un karambol golü gelmeseydi, Trabzonspor 7-8 tane yeyip dönebilirdi Trabzon’a. Tayfun’un karambol golü Galatasaray’ın hızını kesti, Trabzonspor’a ise yüklendiği takdirde gol bulabileceğini hatırlattı.

4-3 lük skor kimseyi yanıltmasın. Maçı izlemeyenler Trabzonspor çok zorlamış Galatasaray’ı diye düşünebilir. Evet zorlayabilirdi; ama Hugo öyle bir takım çıkardı ki evlere şenlik. Takımı yaz boz tahtası yaptı. Haftalardır sonradan bile oyuna sokmadığı Engin’e bu maçta kurtarıcı diye sarıldı.

Trabzonspor çift forvet ile başlamalıydı. Ceyhun yerine Selçuk oynasaydı, Gökhan ve Umut’u Galatasaray’ın ağır defansının arkasına 1500 defa kaçırıp karşı karşıya bırakabilirdi kaleciyle. Ama o Ceyhun ve Serkan ile Galatasaray’ı durdurmanın hesaplarını yapıyordu. Böylesine defansif bir kadro, oyunu kendi sahanda kabul ediyorsun; ve 4 gol yiyorsun, en az 4 tanede %100 lük gol pozisyonu veriyorsun. Çok merak ediyorum, acaba böylesine defansif oynatmasa Trabzonspor kaç gol yerdi. 100 falan mı? Gol lazım, 2-2 olmuş maç, hala oyuna müdahele yok. Umut çıkıyor, Gökhan giriyor. Komik… Gol lazım, takım ateşlenmiş, saldırıyor ama hala Ceyhun sahada, Tayfun sahada, Serkan sahada. Ve buna rağmen 2 gol daha yiyorsun. Trajikomik.

Serkan sağ beke çekilmeli, orta sahaya da Alanzinho ya da Barış, Ceyhun yerine Selçuk oynamalı ve Umut ve Gökhan mutlak suretle aynı anda sahada olmalıydı. Hugo önce gol yemeyelim dedi. Futbolda gol yememek için oynarsan korktuğun başına gelir. En iyi savunma da hücumdur. Kaldı ki Trabzonspor’un hücum gücü Galatasaray’ınkinden aşağıya kalmaz. Ama oynatacak Teknik direktör aranıyor. Korkak Hugo ile Trabzonspor 4-3 kaybettiyse çok şanslı olduğundandır. Günü kurtardı Trabzonspor.

Geçen hafta söylemiştik; derbiler her türlü skora açıktır bahanesiyle bu mağlubiyet de taraftara yutturulur diye. Ama haftaya dananın kuyruğu kopar, Hugo’ya yol görünür.

Trabzon’da bir anket yapsanız; Hugo’nun çıkardığı ilk 11’i doğru buluyor musunuz diye, bir kişi bile Hugo’ya hak vermez, adım gibi de eminim. Her birine bir 11 kurdursanız; bu 11’ler de yüzde 90 oranla bir birini tutar. Yani aklın yolu bir; ama Trabzonspor Hugo ile vakit kaybetmeye devam ediyor. Günü kurtarmaya çalışıyor.
Diyelim ki bu futbol anlayışla Galatasaray’ı yendin. Hatta herkesi yendin, şampiyon oldun. Bu mu yani Trabzonspor? Bu yüzden günü kurtarmak için çabalayan Trabzonspor’un bu müsabakasını teknik taktik değerlendirmeye gerek yok.

Bu arada Arda’nın kırmızı kartlık pozisyonunu Ardayla tokalaşarak geçiştiren, Serkan’ın %100 lük penaltısını vermeye gözü yemeyen, Keita’nın rakibine attığı dirseği gören ama şaşırtıcı şekilde sarı kart gösteren Abitoğlu’na ne demeli?

“Hugo varken sana gerek yok Abitoğlu” denebilir mesela..

Belçika biletin benden Hugo!